International Press Agency

Rebecca Harms: Türkiye ile normalleşmeden söz edemeyiz

Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı davayı izlemek için İstanbul’a giden Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Rebecca Harms, Almanya ve Türkiye arasında bir normalleşmeden söz edilemeyeceğini söyledi.

DW’nin haberine göre Rebecca Harms Cumhuriyet gazetesi davasıyla ilgili, “Davayı başından beri takip ediyorum. Cumhuriyet davasında gözlemci sıfatıyla İstanbul’a üçüncü gidişim bu. Şu ana kadar edindiğim izlenim, hazırlanan iddianamenin ve ifadelerin alınmasının hukuk devleti ilkeleri ile örtüşmediği yönünde.

Altan kardeşlerin, Şahin Alpay’ın ve diğer isimlerin terör suçlamasıyla çok ağır cezalara çarptırılmasından sonra, Cumhuriyet davasında da durumun çok farklı olmasını beklemiyorum. Tabii ki bir yandan bunun aksini diliyorum. Adaletin yerini bulmasını istediğimiz için kalkıp Türkiye’ye gidiyoruz ve hakim karşısına çıkan arkadaşlarımıza destek olmaya çalışıyoruz.” dedi.

‘DÜZGÜN GAZETECİLİK YARGILANIYOR’

Harms’a göre Türkiye’de düzgün gazetecilik yargılanıyor: “Bu davadaki birçok tanığın durumundan ve daha önce de dönemin Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül’ün hâkim karşısına çıktığı davadan ortaya çıkan tablo şu: Düzgün gazetecilik yargılanıyor. Bağımsız ve eleştirel gazetecilik yapmak isteyen kişiler, şimdi bunun bedelini bir yılı aşkın bir süredir hapis yatarak adil olmayan şartlarda yargılanarak ödüyor. Uluslararası kamuoyu olarak buna karşı çıkılması gerek.”

Harms, Deniz Yücel’in tahliye olduğu gün Altan Kardeşler ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında olduğu 7 gazeteciye müebbet hapis cezası verilmesinin kendisini ürküttüğünü söyledi.

‘DENİZ YÜCEL’İN TAHLİYE EDİLDİĞİ GÜN BENİ ÇOK ÜRKÜTTÜ’

Harms, “Deniz Yücel’in tahliye olması gibi mutluluk verici bir haberle başlayan gün, daha sonra sanık sandalyesinde oturan gazetecilerin, aydınların inanılmaz ağır cezalara çarptırılması ile devam etti. İşte o an, Deniz Yücel’in tahliyesinden sonra da Türkiye’deki davaların duyulması için çaba sarf etmenin ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına vardım.” dedi.

Cumhuriyet davası için, yine uluslararası gazetecilerden, büyük meslek kuruluşlarının temsilcilerinden ve Uluslararası Pen Kulübü’nden yetkililer ile bir grup oluşturduklarını belirten Harms, “Sesimizi duyurabileceğiz. Beni endişelendiren, daha böyle birçok davanın olması. Gazetecilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin yargılandığı ama kimseciklerin duymadığı davalar bunlar. Bu konuda neler yapılabileceği üzerine kafa yormak zorundayız.” diye konuştu.

TÜRKİYE VE ALMANYA İLİŞKİLERİ NORMALLEŞİYOR MU?

Rebecca Harms, Peter Steudtner, Meşale Tolu ve Deniz Yücel’in tahliyesinden sonra Almanya ile Türkiye arasında bir normalleşme başladığı düşüncesine ise katılmadığını belirtti: “Evet, Peter Steudtner, Meşale Tolu, Deniz Yücel ve diğer bazı isimlerin tahliye edilmesi çok önemliydi ama bu gelişmelerden, Almanya’nın Türkiye’ye yönelik yaklaşımının ‘normalleşmesi’ gerektiği sonucunu çıkarmak yanlış olur.

Türkiye’de 200’den fazla tutuklu gazeteci var. Binlerce öğretmen, profesör, doktor, avukat, darbe girişiminin aydınlatılması ve ülkenin güvenliğinin sağlanması gerekçe gösterilerek hapiste tutuluyor. Bugün Zeytin Dalı Harekâtı’nı eleştirmek bile insanların tutuklanması için yeterli sebep oluşturabiliyor.

Bu, kesinlikle normalleşmeden bahsedebileceğimiz bir dönem değil. Şimdi asıl Erdoğan ve hükümeti konusunda ciddi olarak düşünmek ve Türkiye’de bu yolla normalleşme sağlanamayacağının irdelemek gerekiyor.”

26 gazetecinin yargılandığı davada karar açıklandı

‘AHMET ŞIK İLE 7 YIL ÖNCE TUTUKLANDIĞINDA GÖRÜŞEBİLMİŞTİM’

Alman parlamenter Harms, gazeteci Ahmet Şık 7 yıl önce tutuklandığında kendisini Silivri’de ziyaret edebildiğini, ancak gelinen noktada bunun mümkün olmadığına dikkat çekti: “O zaman ziyaret için dilekçe vermiş ve hızlı bir şekilde izin almıştım. Hatta bunun ne kadar kolay olduğuna şaşırmıştık. Sanırım o dönemde Türk hükümetinin Avrupa Parlamentosu ile Brüksel ile Avrupa Birliği ile ilişkileri iyileştirme isteği bunda önemli rol oynamıştı. Bu sefer ise Ahmet Şık ile görüşmek için iki kez başvuruda bulundum.

Meslektaşım ve arkadaşım Selahattin Demirtaş ile Nazlı Ilıcak ile görüşmek için, hapisteyken Aslı Erdoğan ile görüşmek için de ziyaret dilekçesi verdim. Hiçbirine olumlu cevap alamadım. Bu da bana, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gerçekten ne kadar değiştiğini gösteriyor.”

İlginizi çekebilecek diğer haberler