International Press Agency

‘Ege’de boğulan isimsiz insanların gömüldüğü Müslüman Mezarlığı trajedinin ötesini gösteriyor’

Yunan avukat Dr. Sotirios Livas IPA’ya konuştu: AB-Türkiye sığınmacı anlaşması uygulanmıyor. Türkiye sözünü tutmaz. Sığınmacıların Türkiye’ye iadesine de adalarda zorla tutulmasına da karşıyım. Boğulan 99 isimsiz insanın gömüldüğü Müslüman mezarlığı trajediden daha fazlasını gösteriyor. Yunanistan’ın kolonyal geçmişi olmadığı için hiç cihatçı saldırının hedefi olmadı ama böyle giderse olur. Biz güvenli, demokratik Türkiye bekliyorduk, büyük bir hapishaneye dönüştü. Çözüm Yunanistan’da değil, AB’de.”

Atina (IPA)–Önceki günlerde Yunanistan’ın en önemli turizm merkezlerinden Midilli Adası, aşırı sağcı grupların da yer aldığı protestocularla çoğunluğunu Suriyeli ve Afganların oluşturduğu sığınmacılar arasında infial uyandıran bir çatışmaya sahne oldu.

Avrupa Birliği ve yerel makamların kararıyla adalardan dışarı çıkmalarına izin verilmeyen sığınmacılar, adanın meydanlarından birinde toplanarak “Esir kalmak istemediklerini, çalışabilecekleri bir ülkeye gönderilmeleri gerektiğini” söyledi. Artan sığınmacı nüfusu ve aşırı sağın yükselişinin bir sonucu olarak kalabalık bir Yunan grup, mültecilere saldırdı.

Yerel medyanın haberlerine göre sığınmacıları yakmak isteyen bazı aşırı sağcılar yaralanmalara neden oldu. Olayın kendisi gibi güvenlik güçlerinin olaylara müdahale biçimi de tartışmalara neden oldu. Çünkü günün sonunda sığınmacılara saldıran gruplardan hiç gözaltı yapılmazken, bazı sığınmacılar ve mülteci haklarını savunan Yunan aktivistler gözaltına alındı.

Son haftalarda Türkiye’den Yunan adalarına doğru artan göç, 2016’da imzalanan Türkiye-AB mülteci takası anlaşmasının delinmesi, Yunan Danıştayı’nın mülteciler lehine aldığı karar ve yetkililerin buna tepkisi, Avrupa Birliği’nin Ortadoğu sonrasındaki ilk durağı olan Yunanistan’ı yeni tartışmaların içine doğru çekti.

Mülteciler ve sığınmacılar üzerine çalışan Yunan avukat Dr. Sotirios Livas, yaşananların arka planını IPA’ya anlattı.

Sığınmacıların davalarıyla yakından ilgilinen Yunan avukat Dr. Sotirios Livas ‘mülteci dosyasını’ IPA’ya açtı.  (Fotoğraf: IPA)
ALTI ADA MÜLTECİLER İÇİN HAPİSHANE OLDU

Arap Baharı ve 8. yılına giren Suriye iç savaşının etkisiyle Avrupa kapılarına yığılan milyonlarca mülteci, Avrupa’yı alarma geçirdi. Avrupa Birliği, 2013 yılında, mültecilerin Orta ve Batı Avrupa’ya geçişini engellemek için Türkiye’den Yunan adalarına ulaşan sığınmacıları altı Yunan adasında kurulan Birleşmiş Milletler kamplarında tutma kararı aldı.

O günden sonra Midilli, Rodos, Sakız, Sisam, Kos, Leros adaları binlerce sığınmacının zorunlu olarak kaldıkları merkezler haline geldi. Azalmayan aksine artan göçler, Atina’nın da talepleri doğrultusunda Avrupa Birliği’ni, mültecilerin Avrupa’ya çıkış noktası Türkiye ile bir anlaşma yapmaya zorladı. 2016’da imzalanan anlaşmaya göre Türkiye batı sınırlarını mültecilerin geçişine kapatacak, Yunanistan’a ulaşmış olanlarsa Türkiye’ye iade edilecek, bunun karşılığında Ankara’ya ödeme yapılacaktı.

Ancak şartların değişmesi, Yunan adalarında yaşayan halkın artan şikâyetleri, mültecilerin kendilerini burada tutsak olarak görüp hem Türkiye’ye iade edilmeyi istememeleri hem de başka Avrupa ülkelerine ulaşma istekleri, anlaşmanın pratiğini zayıflatan etkenler oldu.

‘MİDİLLİ’DE SIĞINMACILARA BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ’

Mevcut noktada ne adalarda yaşayan halk durumdan memnun, ne de buralarda zorla tutulan sığınmacılar. Yunan avukat Livas’a göre Midilli’de yaşanan çatışma, değişen şartların habercisi.

“Midilli’deki nüfus yakın zamana kadar genel olarak oldukça ılımlı ve anlayışlı idi sığınmacılara karşı. Örneğin yakın geçmişte çok sayıda sığınmacı karşıtı protestoların ve tartışmaların yaşandığı Sakız Adası’yla karşılaştırıldığında Midilli, göç konusunda insani krizdeki sığınmacılara çok pozitif davranıyordu. Ama şu an Sakız adasındaki durumun benzerini Midilli’de de görüyoruz.” diyor Livas.

3 bin kişi kapasiteli kamplara sahip Midilli Adası’nda 6500 mültecinin tutulması sonrası haftasonu aşırı sağcılarla sıınmacılar arasında çatışma yaşandı.
‘SEYAHAT YASAĞININ SIKINTISI YAŞANIYOR’

“Sığınmacıların merkezi konumundaki altı adada büyük problem var. Bu adalar, yönetimin sığınmacılara getirdiği seyahat yasağının, adadan dışarıya çıkmalarına izin vermeme kararının sıkıntısını yaşıyor.”

‘YEREL YÖNETİCİLER KRİZ KONUSUNDA AB’Yİ UYARDI AMA…’

Midilli Belediye Başkanı adasında yaşanan olayların ardından merkez yönetimi 3 yıldır uyardığını, artan sığınmacı sayısıyla ilgili sosyal problemlerin giderek arttığını rapor ettiğini söyledi. Başkan, adalardaki sığınmacı sayısını azaltmanın bir yolunun bulunması gerektiğini anlattı gazetecilere.

Yerel yöneticilerin hem Yunan makamlarına, hem de Avrupa Birliği yetkililerine sığınmacılar konusunda defalarca uyarı yaptığını teyit ediyor avukat Livas. Ve bütün bu yaşananların AB-Türkiye anlaşmasıyla yakından ilgili olduğunun altını çiziyor.

Bu anlaşmanın Atina’yı da bağladığını, mültecilerin adalara kapatılmasının da bu nedenle uygulandığını söylüyor. Bu anlaşma sayesinde mültecileri kolayca Türkiye’ye geri gönderebildiklerini anlatıyor.

Yunan yetkililerin adalardaki seyahat yasağının kalkması durumunda AB-Türkiye anlaşmasını tehlikeye atmaktan çekindiğini belirtiyor.

‘AB-TÜRKİYE MÜLTECİ ANLAŞMASI UYGULANMIYOR’

Yunan medyası, son haftalarda adalara yüzlerce yeni sığınmacının gelmesini Ankara’nın kapıları gevşetmesinin bir sonucu olarak yorumluyor.

“Son 15 günde Meriç ve Ege’den 1200 yeni sığınmacı ülkeye geldi” diyor ve ekliyor: “Gördüğümüz şu ki, AB-Türkiye anlaşması gerçek anlamda uygulanmıyor. Diğer taraftan AB, anlaşmanın daha fazla bozulmasından ve sığınmacı akınının on binlere ulaşmasından korkuyor. Yaz döneminde hava şartları daha iyi olduğu için daha fazla geçiş olur. Bir kişi adalardan birine yüzerek geçti, bence bu gibi yöntemleri daha fazla insan deneyecektir.”

Türkiye’de seçimlerin yaklaştığını hatırlatıyor Livas, Avrupalı liderlerin yeni yönetimin illegal geçişlerle ilgili tavrını görmek istediğinden bahsediyor.

Eski AP Başkanı Martin Schulz ve Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras, Midilli Adası’ndaki Morio mülteci kampını ziyaret etmişti.
YUNAN DANIŞTAYI AB’Yİ AYAĞA KALDIRDI

Tüm bu tartışmaların ve endişelerin ortasında Yunan Danıştay’ı yakın zaman önce çok kritik bir karara imza attı. Buna göre Türkiye’den adalara ulaşan yeni sığınmacılara adalarda kalma zorunluluğu getirilmeyecek, Yunan anakarasına seyahat etmelerine izin verilecekti. Bu karar Brüksel’i ayağa kaldırdı. Sığınmacıların Yunanistan’dan AB ülkelerine kolayca geçeceğini varsayan yetkililer, yüksek mahkemenin kararına yönelik endişelerini dile getirdi.

“YÜKSEK MAHKEMENİN KARARI HİÇ UYGULANMADI”

Mültecilerin davalarıyla yakından ilgilenen Livas, Danıştay kararı ve sonrasında yaşananları şöyle değerlendirdi: “Çok iyi bir karar ama karardan bir gün sonra yeni göreve gelen göç yetkilisi, yeni bir talimat verdi ve tüm sığınmacıların 6 adada kalmaya devam edeceğini açıkladı. Yüksek mahkemenin kararına rağmen, yeni gelenlerin adalardan ayrılmalarına izin verilmedi.

Yüksek Mahkeme kararına, yani yasalara karşı bir uygulama oldu. Hemen akabinde Yunan hükümeti yeni bir yasa hazırladıklarını söyledi. Bu yasaya göre yetkililer, her sığınmacının durumunu bireysel olarak ele alacak ve dilediği şekilde bu kişilerin adalardan çıkışını engelleyebilecek.

Yüksek mahkemenin kararı hiç uygulanmadı, siyasi irade yeni karar aldı, hepsini engelledi. Çıkması beklenen yeni kanun hayata geçerse bu seyahat yasağını yasal hale getirecek.”

Sığınmacıların akın ettiği 6 adadan Sakız adasında sabahın ilk ışıkları, sahile ulaşan mültecileri karşılıyor.
‘YASAĞI ŞIK VE ZARİF HALE GETİRDİLER’

“Burada olan yasağı biraz daha şık ve zarif şekilde sunmaktan ibaret. Bundan sonra ‘Tüm mülteciler adalarda kalacak demeyecekler’, tek tek ‘Sen, sen sen, kalacaksınız’ diyecekler. Ulusal güvenlik ya da kamu düzeni gibi nedenler öne sürerek kararlar bireyselleştiriliyor.”

“Yerel otoriteler yüksek mahkeme kararını uygulamayı çok istediler. 6 adanın belediyesi ve barolar birliği yüksek mahkemeye taşıdılar kararı ki bu çok doğruydu. Sığınmacıların bu altı adada tutulması bu turizm merkezleri için büyük enkaz. Yüksek mahkeme kabul etti ve “Siz haklısınız” dedi. Diğer gün, Yunan göç kurumu başkanı yeni kararlarını açıkladı, ‘Hepsi kalacak’ dedi.”

‘AB, ATİNA’YA YOĞUN BASKI UYGULADI’

Bu noktada, “Yunanistan kendisini düşünmek yerine Avrupa Birliği lehine mi karar alıyor?” sorusu geliyor akıllara.

Yunan avukat, yüksek mahkemenin mülteciler ve adalar lehine aldığı karar sonrası Avrupa Birliği’nin Atina’ya yoğun baskı uyguladığını, kamplar ve adaların durumuyla ilgili Yunan makamlarının toplantılarında AB’den gelen son dakika değişikliklerin uygulandığını söylüyor.

Atina’nın AB-Türkiye anlaşması uyarınca adalardaki mültecileri Türkiye’ye geri gönderip gönderemeyeceğine dair soruya net olarak “hayır” yanıtı veriyor Livas.

‘TÜRKİYE SÖZÜNÜ TUTMAYACAKTIR’

“Her şeyden önce Türkiye, bu sözünü tutmayacak ve almayacaktır geriye. İkincisi, ahlaki, insani anlamda geri gitmek istemeyen sığınmacıları geri göndermek doğru değil. Özellikle Türkiye’nin insani anlamda güvenli olmadığı bir dönemde, böylesi bir karar insani ve ahlaki olarak yanlış.”

‘ADALARDA TUTULMALARINA DA, TÜRKİYE’YE İADELERİNE DE KARŞIYIM’

“Ben, sığınmacıların adalarda tutulmasına da Türkiye’ye gönderilmesine de karşıyım, AB ülkelerine dağıtılmaları gerektiğini savunuyorum. Avrupa Birliği kendisiyle yüzleşmeli. Macaristan, Polonya gibi sığınmacılar istemeyen ülkelerle yüzleşmeli. İnsani, siyasi ve ekonomik anlamda zor günler geçiren Yunanistan’ı hapishane yapıyor bu durum.”

Avrupa’nın Yunanistan’ı ‘kurban seçtiği’ görüşüne katılmadığını belirtiyor avukat. “Yunanistan coğrafi olarak Macaristan’ın yerinde olsaydı onlar gibi davranmayacağının garantisi yok. Yunanistan Macaristan’dan daha ahlaki diye bir durum yok. Yunanistan’a kolayca gelebiliyor sığınmacılar, çünkü Suriye savaşının geçiş noktasında.” diyor.

‘EN İYİ ÇÖZÜM AVRUPA’NIN GERÇEKLE YÜZLEŞMESİ’

En iyi çözümün, köklü kararlar alıp uygulamaktan geçtiğini savunuyor Livas:

“En iyi çözüm, Avrupa oyun oynamayı bırakmalı ve kendisiyle yüzleşmeli. Düz konuşmalı. Türk hükümeti, Avrupa değerleriyle oyun oynamaya devam edecek. Ve Türkiye’den gelenler burada hapis. Türkiye’nin sözünü tutmayacağını bilmeli AB.”

‘ÇÖZÜM YUNANİSTAN’DA DEĞİL AB’DE’

“Çözüm Yunanistan’da değil AB’de, sığınmacıları eşit şekilde dağıtma kararını onlar almalı. AB ülkelerine baskı yapmalılar, Suriye’de savaşı bitirme, barışı tesis etme ve sığınmacı akınını durdurma konusunda baskı yapmalı. Kimse isteyerek mülteci olmaz.”

‘SIĞINMACILARIN PARAYA DEĞİL GELECEĞE İHTİYACI VAR’

“AB’nin Yunanistan’dan öç aldığını ya da kasıtlı olarak zor duruma düşürdüğünü filan düşünmüyorum. Herkesin bir sorumluluğu var ve bence Yunanistan bu sorunla başından beri farklı bir yol izleyerek iyi başa çıkıyor.

AB ile Yunanistan arasındaki anlaşmanın maddi yardım boyutunda şunu söyleyebilirim. Bu insanların ihtiyacı para değil, adalarda geleceği olmayan bir hayatı yaşamaktan kurtulup, gelecek kurabilecekleri bir duruma gelmeleri.”

Yunan avukat Livas Yunan Parlamentosu önünde. (Fotoğraf: IPA)
‘BOĞULAN KİMSESİZLERİN GÖMÜLDÜĞÜ MÜSLÜMAN MEZARLIĞI TRAJEDİDEN FAZLASINI GÖSTERİYOR’

“Yaklaşık bir ay önce Midilli’ye gittim. Orada, kampın bir köşesinde, kimsenin bilmediği bir yerde gayri resmi bir Müslüman mezarlığı var. 99 isimsiz mezar. Ege’de boğulan insanların meçhul mezarları. İsmi bile olmayan 6 yaşındaki çocukların mezarları. Sadece trajik değil, trajediden daha fazlası bu.”

‘IRKÇI ALTIN ŞAFAK’IN YÜKSELİŞİ ENDİŞE YARATTI, MÜLTECİLERİ KONUŞMAYI BIRAKTIK’

Livas, adaların dışında Yunanistan’ın başkenti Atina ve en büyük ikinci şehri Selanik’teki mülteci yoğunluğunun mecburi olarak gündemden düştüğünü söylüyor.

“Bunlar konuşulmuyor artık. 5 yıl önce Atina’daki bazı yerlerin sığınmacıların gettosu haline geldiği tartışmaları vardı. Omonio, Kipseli gibi mahallelerin sosyolojisinin değiştiğinden dem vurulurdu. Ama şu an kimse bunu konuşmuyor. Mahallelerin durumu daha iyiye gittiği için değil, Altın Şafak’ın yükselişinden ve gücünü artırması gerçeğinden endişe ediyor halk.”

Atina’da mültecilerin yoğun yaşadığı Omonia meydanından şehre bakan bir mülteci (Fotoğraf: IPA)
‘YUNANİSTAN’IN KOLONYAL GEÇMİŞİ OLMADIĞI İÇİN CİHATÇI SALDIRI YAŞANMADI’

Sığınmacılara yönelik tepkiler ve protestoların sonucuna dair konuşmak için erken olduğu görüşünde Livas.

“Henüz hikâye bitmedi, sonunu bilmiyoruz. Aşırı sağcılarla ilgili bir olay yaşanmadı ya da cihadist saldırı yaşanmadı hiç bir zaman Yunanistan’da. Bu ilginç değil. Bence bu Yunanlarla ilgili değil Yunanistan’la ilgili bir durum. Yunanistan’ın Ortadoğu ve İslam dünyasında iyi bir ünü var. Kolonyal geçmişinin olmamasının payı büyük. Çok önemli bir nokta bu. İspanya, İtalya, Almanya, Fransa İngiltere gibi birçok Avrupa ülkesinin kolonyal geçmişi var ama Yunanistan’ın yok. Ortadoğu ve İslam dünyasındakilerin çoğu bizi uzaktan kuzen olarak görüyor. Kendileriyle birçok konuda Yunanlıları benzeştiriyorlar. Biz Hristiyan’ız evet ama birçok benzeyen yönümüz, ortak yanımız var. Bu yüzden hiç olmadı.”

‘MÜSLÜMANLARLA İLGİLİ PROBLEMİMİZ YOK AMA…’

“Ama sığınmacılarla ilgili durum böyle devam ederse maalesef yaşanabilir. Sadece sığınmacılarla ilgili söylemiyorum. Müslüman nüfusumuz var legal ya da illegal olarak. Birçok insan kendilerini dışlanmış, yabancılaştırılmış hissederse beraberinde problemler getirebilir.

Gerçekte Müslümanlarla ilgili bir problemimiz yok, önyargılar var ama problem yok. Ama baskı problem getirebilir. Avrupa Birliği seviyesinde acil önlem alınmalı.”

‘ATİNA TIPKI ESKİ İSTANBUL GİBİ BİR ZAMANLAR GÜVENLİ BİR ŞEHİRDİ’

Atina ve Selanik gibi büyük şehirlerde sığınmacıların yoğun yaşadığı mahallelerdeki sosyal problemlerin çözümünün de daha derinde olduğuna işaret ediyor Livas: “Atina, tıpkı İstanbul gibi çok çok önceden güvenli bir şehirdi. 80’lerde, 90’larda çok güvenliydi.

Ama şu anda Atina’nın merkez mahallelerinden Omonio’da akşam saat 9-10’dan sonra rahat yürüyemiyorsunuz. Güvenlik problemi var. Ama asla şunu diyemeyiz ki güvenlik sorunu tamamen sığınmacılarla ilgili.  Bunu söyleyemeyiz, bu doğru değil.”

‘ÇARESİZLİK ŞİDDET DOĞURABİLİR’

“Çaresiz insanlar şiddete başvurabilir bazen. Bu durum şiddeti getirebilir. Tekrar söylüyorum, bu durumun çözümü Yunanistan’da değil. Yunan hükümetinin, bu konuları konuşma, gündeme getirme gibi sorumlulukları var ama bu Avrupa Birliği ve dünya meselesidir. Bu, aynı zamanda Ortadoğu’nun güvenliği meselesi. Bu, Ortadoğu’da barışı tesis etme fırsatlarını değerlendirme meselesi.  Demokrasiyi getirme meselesi.”

‘DEMOKRATİK GÜVENLİ TÜRKİYE BEKLİYORDUK, BÜYÜK BİR HAPİSHANEYE DÖNDÜ’

“Arap Baharı’ndan 10 yıl sonra işlerin kötüye gittiğini görüyoruz. Diğer yandan Türkiye çok farklı bir yer haline geldi. Demokrasi, güvenlik, barış konusunda ilerleyen,  ekonomisi ve siyaseti daha iyi bir konuma gelen bir Türkiye görüyorduk ama şu anda büyük bir hapishane haline geldi. İşte bu yüzden, konuştuğumuz noktalar dünya kamuoyunun meselesi.”

“Böbreğimi satıp ailemi getireceğim”

 

İlginizi çekebilecek diğer haberler