International Press Agency

Sahibinden satılık kelepir antik kent

Bodrum yakınlarındaki 2 bin 500 yıllık Bargylia antik kenti 35 milyon lira fiyatla satışa çıkarıldı. Definecilerin köstebek yuvasına çevirdiği antik kent, özel mülk olduğu için korunamıyor. Arsa sahipleri, devletin kamulaştırma ya da takas yöntemiyle arsayı koruma altına almasını istiyor.

Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde, Güllük Körfezi’nin güneyinde önceleri Iasos Körfezi’ne açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koyun oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerinde Bargylia antik kenti bulunuyor. Tarihi şehirde bugüne kadar arkeolojik kazı yapılmadı. Kentin adına, Milattan Önce 5. Yüzyılda, Attika-Delos Deniz Birliği’ne ödenen vergi listelerinde rastlanıyor. Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılan şehir, daha sonra terk edilmiş.

35 MİLYON LİRAYA SATILIK

Bargylia, 1927 yılından beri özel mülk. İçinde 500 zeytin ağacının yer aldığı 330 dönümlük arsa, birinci derece arkeolojik sit alanı özelliğinde. Hissedarlardan Hüseyin Üçpınar, 35 milyon liraya içinde antik kent olan arsayı satılığa çıkardı. Artık kenti koruyamadıklarını söyleyen 87 yaşındaki Üçpınar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın takas ya da istimlak yoluyla araziyi koruma altına almasını istiyor.

Antik kentte, tiyatro, akropol, odeon, kilise, nekropol, sur duvarları gibi en önemli mimari yapılar ayakta
DEFİNECİLER KÖSTEBEK YUVASINA ÇEVİRMİŞ

Arazinin etrafı açık olduğu için tarihi eserler yol kenarından görülüyor. Bu durum definecilerin iştahını kabartmış. Antik kenti gezen Hürriyet muhabiri Ömer Erbil, mezbeleliğie dönmüş mekana ilişkin gözlemlerini şu ifadelerle aktarıyor: ‘’Her adım başında defineci çukuruna rastlıyoruz. Kaçak kazı çukurları o kadar yeni ki, üstünde ot dahi yeşermemiş. Definecilerin uğrak yeri olmuş. Köstebek yuvası gibi her taşın altı, her duvar dibi tarumar edilmiş. Taze kazıldığı belli bir defineci çukuruna yaklaştığımızda gördüğümüz manzara içler acısıydı. Defineciler, Roma dönemi olduğunu tahmin ettiğimiz bir taban mozaiğini hunharca kesip kaçırmışlar. Kentte bugüne kadar kaçak kazılarla ne kadar kültür varlığının tahrip edildiğini defineci çukurlarından anlamak mümkün.’’

Bitkilerle kaplı geniş alan, ineklerin bağlandığı, tavukların gezdiği bir otlağa dönüşmüş durumda.
HAYVANLAR OTLUYOR

Antik kentte, tiyatro, akropol, odeon, kilise, nekropol, sur duvarları gibi en önemli mimari yapılar ayakta. Ancak bitkilerle kaplı geniş alan, hayvanlar için otlak alanına dönmüş. Alanda hayvan otlatan çobanlar da definecilerden şikayetçi. Bir çoban çaresizliğini Hürriyet muhabirine şu sözlerle anlatıyor: “Geceleri definecilerin sesini duyuyoruz, ama korkudan bir şey yapamıyoruz.”

Uygarlığın en eski tapınağına beton döktüler

İlginizi çekebilecek diğer haberler