International Press Agency

OHAL’de ‘Anneler Günü’

685. kez Galatasaray Meydanı’nında buluşan, oğlu Berkin’in faillerini usanmadan  arayan, hapiste bebekleriyle bekleyen, üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen sorumluları bulunamayan Soma’daki annelerin buruk günü. “Bir daha anneler ağlamasın diye adalet istiyorum benim tek derdim bu.” diyen Gülsüm Elvan gibi, Türkiye’nin anneler gününde acılı annelerin tek isteği adalet.  

Mayıs ayının ikinci haftasının pazar günü yine takvimlerde sıradan bir ‘Anneler Günü’ olarak yerini aldı. Annelik, yeniden doğusun ve barışın kavramsal olarak taçlandığı bir sözcük olması gerekirken, bugün yerini  kalıplaşmış kutlama rituellerine bıraktı. Eski Yunan uygarlığında baharın gelmesiyle birlikte ‘tanrıların annesi’ adına kutlamalar yapılırdı.

ANNELER GÜNÜ NASIL ÇIKTI?

1600’lü yıllarda İngilizler ‘Annelerin Pazarı’ adlı bir gün kutlardı. Hristiyanlık Avrupa’ya yayıldıkça, bu kutlamalar ‘Anne Kilisesine’ gösterilen saygıya dönüştü. Böylece insanlar kilisenin desteğiyle annelik kavramını onurlandırmaya başladı.

Amerika Birleşik Devletlerin’de ise anneler günü ilk olarak 1872 yılında şair Julia Ward Howe’un parlamentoya sunduğu bir öneri ile kutlandı. Bu kutlamanın asıl amacı barış dolu bir dünya fikriydi. Anneler barışın, sevginin, merhametin simgesi olarak görülüyordu. 1907’de ise Philadelphialı Ana Jarvis, kaybettiği annesinin hatırasına bütün ülkede Anneler gününün kutlanması için kampanya başlattı.

Kampanya iş adamlarından ve senatodan kabul gördü. 8 Mayıs 1914 yılında senatonun onayı, Baskan Wilson’in imzası ile Mayıs ayinin ikinci pazarı “Anneler Günü” olarak resmen ilan edilmiş oldu.

ARJANTİN’DE DİRENİŞİN SEMBOLÜ OLDULAR

Savaşları sona erdiren, toplumları bir araya getiren anneler,  baskıcı yönetimlere karşı direnişlerin de simgesi oldu. Arjantin’de 1976-1982 yılları arasında darbe ile yönetimi ele geçiren generaller  “Ulusal Uzlaşma Süreci “ adı altında binlerce insani katletmişti.

Rejime karşı Plaza De Mayo meydanında anneler toplanmıştı. Beyaz başörtülü bu kadınların tek amacı süreçte kaybolan evlatlarının akıbetlerini öğrenmekti. Kısa zaman sonra acı gerçek gün yüzüne çıktı. Evlatları öldürülmüş ve cesetleri çoktan ortadan kaldırılmıştı. Mayıs Meydanı anneleri direnişlerinden vazgeçmedi.

Bu sefer de komutanların yargılanması için mücadelelerine devam ettiler. 28 yıl süren bu direniş, ‘cumartesi annelerine’ de örnek teşkil etti.  

685 haftadır Galatasaray Meydanı’nı dolduran kayıp çocuklarını arayan ‘Cumartesi Anneleri’
ARJANTİN’DEN CUMARTESİ ANNELERİNE

27 Mayıs 1995 yılından bu yana her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi düzenleyerek gözaltında kaybolan yakınlarını ve faili meçhul cinayetlere kurban giden evlatlarının faillerini aramaya devam ettiler.

Yıllardır eylemlerine devam eden, 685. kez Galatasaray Meydanı’nda toplanan anneler, “Bugün bize yine ‘cennet anaların ayaklarının altında’ diyecekler. Biz artık avutulmak istemiyoruz, taleplerimizi karşılayın, çocuklarımızı bize verin.” dedi.

Baskı dönemlerinde artan kayıp, faili meçhul cinayetler anneleri daha savunmasız bıraktı. Her dönemin arkasından kalan enkaz anneler için tarif edilemez acılar doğurdu.

4 yıldır sorumluları bulunamayan Soma faciasının acısını yüreğinde taşıyan 301 madencinin gözü yaşlı anneleri

Soma faciasında yitip gidenlerin ardından anaların yaktığı ağıtlar 4 yıldır dinmedi. 13 Mayıs’ta facianın yıl dönümünde sorumluların hesap vermesi için analar mahkeme yollarını aşındırmaya devam etti.

Gezi eylemlerinde polis kurşunu ile hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan

Gezi eylemlerinde polis kurşunu ile hayatını kaybeden Berkin’in annesi 4 yıldır anneler günü kutlamıyor. Hâlâ devam eden yargılamadan ümidini kesmeyen anne Gülsüm Elvan, “Kendimi öldürsem de çocuğum bir daha geri gelmeyecek. Bunun bilincindeyim. Ama başka çocuklar ölmesin, bir daha anneler ağlamasın diye adalet istiyorum benim tek derdim bu.” diyor.

OHAL’DE AYŞE ANALAR
Ermenek’teki maden faciasında hayatını kaybeden madenci Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Gökçe

Ermenek’te ölen madenci Tezcan Gökçe’nin annesinin “oğlum yüzme bilmezdi ya suyun içinde ne yaptı“ sözleri hala kulaklarda çınlamaya devam ediyor.

Bugün ise OHAL Türkiyesi’nde annelerin dramı devam ediyor. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda konuşan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz’a göre cezaevlerinde 9 bin 700 tutuklu veya hükümlü kadın var.

Hamileler, bebekli anneler çocuklarıyla birlikte hapishane şartlarında mücadele ediyor. Verilere göre annesiyle birlikte hapiste olan çocuk sayısı 650 ile 700 arasında değişiyor.

‘Çocuklar ölmesin’ dediği için 1 yıldan fazla hapis cezasına çarptırılan öğretmen Ayşe Çelik bebeği ile cezaevine giderken

Çocuklarına destek olmaya çalışan, çocuklarının haklarını aramaya çalışan anneler mağdur ediliyor, gözaltına alınıyor. Veli Saçılık’ın annesi oğluyla omuz omuza hakkını ararken şiddetin hedefi oldu.

Meriç’i geçmeye çalışırken iki oğlu ve eşiyle birlikte hayatını kaybeden öğretmen Ayşe Abdurrezzak

Nuriye Gülmen’in annesi kızı için açlık grevine başladı. Ayse Öğretmen “çocuklar ölmesin” dediği için tutuklanıp bebeği ile cezaevine girerken başka bir Ayşe Öğretmen Meriç’te çocukları için yardim çığlıkları atarken soğuk suda can verdi.

 

İlginizi çekebilecek diğer haberler