International Press Agency

Alon Liel: İsrail-Türkiye ilişkileri 2008’den bu yana hiç iyileşmedi – IPA Özel Röportaj

Özel Röportaj (IPA)– ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve eş zamanlı Gazze sınırında Filistinli göstericilerin İsrail askerlerinin kurşunları ile öldürülmesi sonucu İsrail-Türkiye ilişkileri yeniden eski gergin günlerine döndü.

İsrail-Türkiye ilişkilerini yakından tanıyan uzun yıllar Türkiye’de görev yapmış İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Dr. Alon Liel son yaşananlar ışığında gelinen durumu IPA’ya değerlendirdi.

İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Dr. Alon Liel. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda Genel Müdürlük de yapmış olan Liel iki devletli çözüm fikrinin en kuvvetli savunucularından biri.

ABD’nin attığı adımı İngiltere gezisinde bir kez daha kınayan ve protestolarda ölen Filistinli göstericiler için İsrail’i ağır dille eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İsrail Başbakanı Netanyahu Twitter üzerinden karşılık verdi ve ardından iki lideri Twitter üzerinden biraz ağır bir dille karşılıklı atıştı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“HİÇ ALIŞIK OLUNMAYAN BİR DURUM”

“Uzun yıllar görev yapmış profesyonel bir diplomat olarak bu tür karşılıklı atışma çok olağan dışı bir durum. Siz “biraz” dediniz, “biraz” değil, kullanılan dil çok ağır. İki taraf da neredeyse nezaketsiz. İkinci olarak liderler bunu doğrudan yaptı. Sözcüleri ya da Dışişleri Bakanlıkları aracılığıyla değil, doğrudan kendileri iletişime geçti. Erdoğan bunu sık sık konuşmalarında yapıyor ve Netanyahu da bazen bu tür ifadeleri söylüyor bazen tweet atıyor. Ancak bu sefer kullanılan dilin sertliği ve kelimelerin nezaketsizliği noktasında çok sıra dışı bir durum. Çok üzücü çünkü elçileri ve konsolosları göndermek zaten yeterince kötü bir durum. Bunun üzerine bir de bu tür karşılıklı tweet teatisinde bulunursanız bu çok ağır olur, kaosa götürür, topluma nüfuz eder ve durumu daha karmaşık hale getirir.”

Türkiye’nin isteği sonrası ülkesine dönen İsrail’in Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh

Gazze’deki gösterilerde 6o’dan fazla Filistinlinin ölmesi sonrası Türkiye ve İsrail arasında yeniden elçilerin, konsolosların gönderilmesi yaşanıyor. Belki bu sefer daha tuhaf bir şekilde diplomatlar gönderiliyor bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

“Son durumda öncelikle Türkiye Tel Aviv’deki Büyükelçisi’ni Ankara’ya geri çağırdı, sonra bizim büyükelçimize ülkesine dönmesini söyledi, üçüncü olarak biz Kudüs’teki Türkiye’nin Filistin Başkonsolosu’ndan ülkeyi terk etmesini istedik. Bunların ardından Türkiye bizim İstanbul Başkonsolosu’muzun ülkeden ayrılmasını istedi. Hadiseler zinciri böyle.”

İsrail İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen
İLK KEZ İSTANBUL BAŞKONSOLOSU İSRAİL’E GERİ GÖNDERİLDİ

“Bu geçmişte Türk-İsrail ilişkilerinde yaşandı. 1980’de, 2010’da ve hatta o zamanlar daha sert şekilde yaşandı. Türkiye iki kere diplomatik misyonu ikinci katip seviyesine kadar düşürdü. Bunları geçmişte yaşadık. Ancak yanlış hatırlamıyorsam ilk kez İsrail’in İstanbul Başkonsolosu gönderiliyor, çünkü Türkiye geçmişte İstanbul’daki Yahudi toplumuna zarar vermemek kendisine sınırlandırıyordu. Çünkü eğer İstanbul’daki İsrail Başkonlosu’nu gönderirseniz bu oradaki Yahudi toplumunu etkiler. Şimdi bu yapıldı. Bu yüzden hem elçinin hem başkonsolosun birlikte gönderilmesi daha önce yaşanmamış bir durum.”

Mavi Marmara günlerine geri mi dönüyoruz veya daha mı kötü?

‘DÖKME KURŞUN HAREKÂTI’NDAN  BU YANA İLİŞKİLER  ASLA DÜZELMEDİ

“Evet. Daha kötü mü bilemem ama aynı seviyede olduğu kesin. İsrail ile Türkiye arasında krizin Mavi Marmara ile başlamadığını hatırlamamız lazım. Kriz 2008 Aralık ayında İsrail’in Gazze’ye karşı “dökme kurşun” saldırı operasyonuyla başladı. Hemen hemen 10 yıl önce. O günden sonra bir daha asla krizden kurtulamadık. 3 yıl önce bir mutabakat anlaşması olduğu doğru ve öncesinde 2013 yılında bir özür, tazminat ödenmesi sözü geldi. Ancak 21 milyon dolar tazminat ödemesi ilişkileri büyük ölçüde geliştirmedi. Şimdi ise ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması ile Gazze’deki ölümler sonrası ilişkilerin bozulduğunu görüyoruz.”

İsrail’in 2008 Aralık ayında Gazze’ye karşı başlattığı ‘Dökme Kurşun Harekâtı’

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’de yaşananları büyüterek erken seçim öncesi seçmenini  ve seçim kampanyasını sıklaştırmak için kullandığına inanıyor musunuz? Çünkü dünyada uluslararası kamuoyundan hiç kimse Erdoğan veya Türkiye kadar hadiseye tepki vermedi?”

“ABARTMADI AMA DÜNYADAKİ EN SERT TEPKİYİ ERDOĞAN VERDİ”

” Hayır, hadisenin abartıldığını düşünmüyorum çünkü resim ortada ve yeterince feci. Bunu abartmanıza gerek yok. 14 Mayıs’ta 61 Filistinli İsrail kurşunları ile öldürüldü ve bunu herkes gördü. Bu feci, yıkıcı bir durum ve Erdoğan’ın hadisenin detaylarını abarttığını düşünmüyorum ancak tepkisi dünyadaki en sert tepkiydi. Başka hiç bir ülke Erdoğan’ın gösterdiği tepkiyi göstermedi. ”

14 Mayıs’ta İsrail Gazze sınırında başlayan gösterilerde 61 Filistinli gösterici hayatını kaybetti

 

Arap ülkeleri bile…

“Evet Arap ülkeleri bile ne Mısır, ne Ürdün bu tepkiyi göstermedi. Türkiye ile birlikte büyükelçisini çağıran tek ülke Güney Afrika oldu. Ancak muhtemelen Erdoğan sadece kendisinin öfkeli olmadığını Türk toplumunun da öfkeli olduğunu anladı. Eğer bir abartı varsa o da tepkisi çok ama çok istisnaydı ve çok üst düzeydi.”

İsrail-Gazze sınırı olaylar
MUHALEFET DE İKTİDAR DA SEÇİMLERE ETKİSİNİN FARKINDA

“Burada muhalefetten Kılıçdaroğlu’nun da yaşananlara çok ama çok karşı olduğunu, Erdoğan’a ‘büyükelçiyi çek’ çağrısında bulunduğunu görüyoruz.  Ve hatta mutabakat anlaşmasını iptal etme çağrısında bulundu. Bu yüzden  sadece Erdoğan’ın değil her iki taraftaki Türk siyasetçilerin, CHP ve AKP, muhtemelen İsrail’de yaşananların seçimde kendilerine yardımcı olabileceğinin farkına vardıklarını düşünüyorum. Aslında her ikisinin karışımı olduğunu düşünüyorum. Tepki, yakındaki seçimi etkilemeye yönelik bir şeyler anlatıyor.”

İngiltere’de konuşan Erdoğan, “İç hesaplarla üç semavi dinin kutsalı olan Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlar tüm itirazlara rağmen bugün hayata geçiriliyor. Bize ve tüm insanlığa dayatılmaya çalışılan tabloya itiraz ediyoruz. Kendimizi 2. Dünya Savaşı öncesinin karanlık günlerinde hissetmekten alıkoyamıyoruz.” dedi.  Orta Doğu’nun büyük bir savaşın eşiğinde olduğunu düşünüyor musunuz? Barış ümitleri tamamen çöktü mü?

ELÇİLİĞİ KUDÜS’E TAŞIMA İSRAİL-FİLİSTİN BAĞLAMINDA BİR KONU

ABD’nin Tel Aviv’deki büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararını İsrail-Filistin bağlamında görüyorum. İsrail-Filistin bağlamında. Bu bağlamda, gelinen nokta İsrail için çok ama çok büyük bir diplomatik zafer ve Filistinliler için çok büyük bir yenilgi. Şu noktada ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması eğer geri alınmazsa muhtemelen iki devlet fikrini tamamen yıkacak.”

“TRUMP TÜM OYUNU DEĞİŞTİRDİ”

“İki devlet fikri, Trump’a kadar ABD’nin de içinde olduğu tüm dünya ülkelerinin uluslararası bir konsensus ile başkenti doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin olması gerektiğine inanan bir yaklaşımdı. Şimdi Trump geldi ve oyunu tamamen değiştirdi. Ve bu çok muazzam. Belli ki Netanyahu hükümeti bundan çok çok mutlu ve Filistinliler çok üzgün. Filistinlilerin hayal kırıklığının sonuçlarını iki gün önce gördük.”

“70. YAŞ GÜNÜNDE İSRAİL’E EN BÜYÜK HEDİYE”

“Bu yüzden büyükelçiliğin taşınmasını İsrail-Filistin bağlamından öte İsrail’e 70’inci yaş gününde şimdiye kadar hiç bir Amerikan başkanı tarafından verilmemiş en büyük hediye olarak görüyorum. Hadiseyi sadece İsrail-Filistin bağlamında görüyorum, tüm dünya bağlamında görmüyorum. Ancak İsrail ve Filistin konusunda Trump’ın dünyanın geri kalanından ve Avrupa’daki müttefiklerinden farklı bir politikası olduğu kesin.”

“ABD KENDİSİNİ İZOLE ETTİ”

“Avrupa’da bile çoğu Avrupa ülkesi, büyük çoğunluğu, Amerikan’ın elçiliği taşımasına karşı çıktı ve eleştirdi. Bu adım Amerika’yı İsrail-Filistin konusunda dünyanın genelinden izole ediyor ve ABD’nin pozisyonu ile dünyanın geri kalanının pozisyonu arasında uçurum yaratıyor.”

Öyleyse gelişmelerin Orta Doğu’da veya dünyada büyük bir savaşı tetikleyeceğini düşünmüyorsunuz, doğru mu?

“SAVAŞI DEĞİL AMA YENİ BİR İNTİFADAYI TETİKLEYEBİLİR”

“Bir savaşı tetikleyeceğini düşünmüyorum ama yeni bir intifadayı tetikleyebilir. Suriye’deki durumun daha fazla yıkıcı potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Çünkü Suriye’de İran-Rusya-Türkiye koalisyonuna karşı İsrail-Mısır-ABD, arka planında Suudi Arabistan’ın da olduğu bir koalisyon var. Buradaki durum Orta Doğu’da işleri daha kötüye götürebilir. Kudüs konusunun Filistin’in hayallerini ve ümitlerini boşa çıkardığını düşünüyorum.”

View story at Medium.com

İlginizi çekebilecek diğer haberler