International Press Agency

Kadınlar direksiyon başına, aktivistler cezaevine!

Suudi Arabistan, on yıllardır uyguladığı kadınlara araç kullanma yasağını kaldırmaya hazırlanırken, “Sürüş hakkı” için eylem yapan aktivistlerin tutuklanması insan hakları gruplarının tepkisini çekti. IPA’ya konuşan Suudi aktivist Yahya Assiri, “Riyad dünyaya şirin görünmeye çalışırken diğer taraftan ülke içinde herkesi susturma çabasını sürdürüyor” dedi.

Suud Ordusunda Hava Kuvvetlerinde görevliyken İngiltere’ye siyasi olarak sığınan Yahya Assiri, insan hakları mücadelesini sürgünde yürütüyor.

Suudi Arabistan yönetimi, ülkedeki uygulamalara karşı çıkan aktivistler üzerindeki baskıyı artırdı, polisin operasyonları genişledi. Geçen hafta, kadınların araç sürmesini savunan eylemlere imza atan 7 aktivistin tutuklanmasının ardından Salı günü 3 aktivist daha gözaltına alındı.

SUÇLAMA: İHANET, DİNİ VE MİLLİ DEĞERLERE KARŞI GELMEK

Suudi yetkililerin aktivistlere yönelttiği suçlama “Dini ve milli değerlere karşı gelmek.” Hükümet, bu kişileri ayrıca yabancı kurum ve kuruluşlarla ilişki içinde olmak, deniz ötesi yabancı ülkelerden finansal destek almakla da suçluyor. Bu kişiler Suud medyası tarafından “hain” olarak ilan edildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu Direktörü Sarah Leah Whitson, “Görünen o ki bu eylemcilerin işledikleri tek “suç,” Muhammed bin Selman’ın açıklamalarından önce kadınların araç kullanmalarını desteklemeleri” yorumunda bulundu.

“NEREDE TUTULDUKLARINI AÇIKLA”

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme örgütü yetkililere gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmaları çağrısı yaptı. Bu kişilerin nerede tutuldukları, ne ile suçlandıkları hakkında da açıklama yapılmasını talep etti.

Reform yanlısı olarak bilinen veliaht prens Muhammed bin Selman’ın “kadın sürücü açılımının” önümüzdeki aydan itibaren yürürlüğe girmesi beklenirken yasağa karşı protesto eylemine imza atan kadınların tutuklanması, Suud’da muhaliflere baskının sürdüğü şeklinde yorumlandı.

SUUDİ KADINLAR İÇİN YENİ DÖNEM

Suudlu kadınlar ülke içinde 24 Haziran’dan itibaren araç kullanabilecekler. On yıllardır süren yasağın kalkması demokrasi yanlısı çevrelerde memnuniyetle karşılandı. Ancak Riyad yönetiminin “insan hakları eylemlerine” imza atan aktivistleri ağır şekilde cezalandırması, soru işaretlerini artırıyor.

Monarşi ile yönetilen ülkede alınan kararlara karşı çıkmak kesinlikle yasak. Yetkililerin öte yandan modernleşme karşıtı muhafazakârların hassasiyetlerini de gözettikleri, açılımlardan dolayı oluşabilecek tepkileri kışkırtmaktan kaçındıkları belirtiliyor.

“ARAÇ SÜRME YASAĞININ MANTIKLI BİR NEDENİ YOKTU, 30 YIL UYGULANDI”

Suudi Arabistan’daki kadın sürücü yasağının kalkması ve kadın hakları aktivistlerinin tutuklanmasını Londra’da yaşayan Suudi insan hakları aktivisti Yahya Assiri, IPA’ya anlattı:

-Suudi Arabistan, on yıllardır kadınların araç sürüklemesini neden yasakladı? Bu yasağı savunanların motivasyonu ya da argümanı nedir?

Bunun mantıklı bir nedeni yok. Tek sebebi şu: Suudi Arabistan hukuk, anayasa ve kurumlarla yönetilen bir ülke değil. Öyle bir ülke ki, tamamen kural koyucunun iradesine bağlı. Bu yüzden bizde çok tuhaf, adaletsiz ve anlaşılmaz kararlar alınır. Yöneticiler, kadınların araç sürmesini yasaklamak için birçok doğru olmayan gerekçeler sundular. Şimdi de çıkıp itiraf ediyorlar ki, tüm bu gerekçeler yanlışmış. Yine de daha başka birçok adaletsiz uygulamalar var.

-Muhammed Bin Selman kadınlara araç sürme yasağını neden kaldırmak istedi?

Bu karar, aktivistlerin somut ve sürekli çalışmalarının sonucunda alındı. Ülke içindeki ve dışındaki hükümet üzerindeki baskı bunu getirdi. Yönetim bu kararı aldı ama, 30 yıldan fazla bir süre Suudi kadınların araç kullanma hakkını hiçbir sebep olmadan elinden aldığı için bir özür bile dilemedi vatandaşlardan!

Öte yandan hükümet bütün aktivistleri, sessiz kalmaları ve bu tür kararlarla ilgili konuşmamaları konusunda uyardı. Dahası, Waleed AbulKhair, Mohammed AlQahatani ve yazar Alla Brunji gibi kadınların sürüş hakkı için mücadele veren insan hakları savunucuları hala hapiste, serbest bırakılmadılar!

Bunun da ötesinde, yönetim onlardan intikam almak için en popüler insan hakları savunucularını tutukladı. Sebebi çok basit: Çünkü hükümeti kadınlara sürüş hakkı vermeye zorladılar!

Bu yüzden, hükümetin sesinin dışından başka ses duyamayan biri, nasıl ülkede reform ya da pozitif ilerleme olduğunu söyleyebilir?

“SUUD KADINI YERYÜZÜNDEKİ ARAÇ KULLANMA HAKKI ELDE EDEN SON İNSAN OLACAK”

-Peki, 24 Haziran’da Suudi kadınlar araç kullanmaya başladığında ülkede ne değişecek?

Çok fazla değişiklik olacak. Suud ailesi, en zor, tuhaf, aptal kararlarından birinden kurtulmuş olacak bir kere. Suudi kadını, araç kullanma hakkına sahip olan yeryüzündeki son insan olacak!

-Geçen hafta tutuklanan yedi aktivist, Muhammed bin Selman’ın uygulamaya geçirmeye hazırlandığı, kadınları sürüş hakkını savunuyordu. Yani Selman’la aynı görüşteler, peki neden tutuklandılar?

Yönetim ifade özgürlüğüne ya da topluluk (dernek) kurma özgürlüğüne  izin vermiyor. Buna rağmen bazı aktivistler kendilerini ifade etmek için mücadeleye devam ediyorlar. Suud yönetimi, deniz ötesine reklam çalışması yapmak, şirin görünmek isterken, diğer yandan ülke içindeki herkesi de susturuyor. Zanediyorlar ki böylece itibarlarını koruyabilecekler. Hayır, onurlu medya, sivil toplum örgütleri, siyasetçiler ve kurumlar bu berbat baskıya gözlerini kapatmasınlar.

-Bir aktivist olarak Yeni Suudi yönetim anlayışında ne gibi değişiklikler bekliyorsunuz? Sürüş yasağı dışında başka neler değişebilir ülkede?

Gerçekte “yeni yönetim” anlayışı filan yok, sadece büyük bir PR çalışması var. Eğer dünya baskıya sessiz kalır, Muhammed Bin Selman’dan etkilenmeye ve onun PR’ına kanmaya devam ederse yeni yönetim Suudi Arabistan’ın gelmiş geçmiş en kötü diktatörü olabilir.

Esasen, ülke içindeki insanlar tamamen korku içinde yaşıyorlar. Hiç kimse özgürce fikrini ifade edemiyor. Dünya, tek sese mi inanacak? Son tutuklamalar ve aylar önceki kitlesel tutuklamalar ürkütücü.

İlginizi çekebilecek diğer haberler