International Press Agency

‘Popülist, milliyetçi’ Şii lider Mukteda el Sadr Irak’ta oyun kurucu rolünde

Irak genel seçiminden milliyetçi Şii lider Mukteda el Sadr’ın ittifak listesi birinci çıktı. IŞİD sonrası yapılan ilk seçimde hiç bir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamazken, sonuçlar hem Batı’da hem İran’da endişeyle karşılandı. Kendi taraftarları arasında ‘Mukteda’ olarak bilinen 45 yaşındaki ‘ateşli’ Şii lider hem Batı hem Tahran karşıtı olması ile biliniyor.

SEÇİM SONUÇLARI

12 Mayıs’ta yapılan seçimde 329 sandalyeli Irak Meclisi’nde Sadr’ın Sairun(Reforma Yürüyüş) koalisyonu 54 milletvekili kazandı. Sadr’ın partisi İstikama’nın başını çektiği koalisyonda seküler gruplar ve Irak Komünist Partisi de yer aldı.

Sairun’un ardından Tahran destekli Haşdi  Şabi komutanlarından Hadi el Amiri’nin liderliğindeki Fetih koalisyonu 47 sandalye ile ikinci, Başbakan Haydar el-İbadi’nin Nasr koalisyonu 42 sandalye ile seçimde üçüncü geldi.

Fetih ittifakının lideri, İran destekli Haşdi Şabi komutanı Hadi el Amiri

Türkmenler ise Kerkük’te 3 sandalye kazandı. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 25, Kürdistan Yurtseverler Birliği 17, Goran da 5 sandalye elde etti.

Katılımın yüzde 44.5 seviyesinde düşük gerçekleştiği seçimde sonuçlar gerek Batı’da gerek İran’da şaşkınlıkla karşılandı.

Yolsuzlukla mücadele ve politik elite savaş açan milliyetçi söylemleri ile birinci çıkan Mukteda el Sadr ittifakının nasıl hareket edeceği merak konusu oldu.

Şii lider Mukteda el Sadr
MUKTEDA EL SADR BİLMECESİ

1973 doğumlu.

Saddam Hüseyin tarafından 1999 yılında öldürtülen Şii dini lider Ayetullah Muhammed Sadık al-Sadr’ın oğlu.

2003 yılında Amerikan işgalinden sonra Mehdi ordusunu kurdu. Saddam rejimine karşı gelse de yabancı güçlerin ülkeyi işgalini istemedi.

İşgalden sadece üç hafta sonra Şii’ler için kilit öneme sahip Necef’e  Amerikalılar tarafından getirilen ılımlı Şii lider Abdülmecid el-Huyi gündüz vakti bıçaklanarak katledildi.

ABD İŞGALİNE KARŞI SİLAHLI MÜCADELE BAŞLATTI

El-Huyi’yi Sadr’ın adamlarının katlettiği öne sürüldü, eş zamanlı Amerikan işgaline karşı Necef ve Bağdat sokaklarında gösteriler başladı. Kendisini Mehdi Ordusu diye adlandırılan göstericiler, liderleri Mukteda el-Sadr lehine sloganlar attı. Günler içinde Saddam şehrinin çoğunluğunu ele geçirdiler, sonrasında şehrin adını Sadr diye değiştirdiler.

Nisan 2004’te Felluce’de başlayan Sunni ayaklanmayla eş zamanlı Sadr’ın Mehdi Ordusu Necef’te koalisyon askerlerine saldırdı. Ayaklanma, Sadr’ın yakın adamlarından birisinin askerler tarafından tutuklanmasının ardından başladı.

Sadr’ın adamları ve koalisyon askerleri çatışınca, koalisyon güçleri Sadr’ın başına ölüm cezası koydu, Necef’i kuşattı. Sadr, şehre girerlerse tam teşekküllü cihat başlatma tehdidinde bulundu. Direniş kırılmayınca, Amerikan askerleri geri çekildi.

MEHDİ ORDUSUNU KURDU 

Sonrasında koalisyon güçleri ile Sadr’ın Mehdi Ordusu yer yer çatışmaya devam etti. Sadr’ın askerleri 2006 ve 2008 yılında kanlı mezhep çatışmalarında büyük rol aldı. Sunnilere karşı ‘ölüm tugayları’ kurdu. ABD Sadr’ın adamlarını sunni sivilleri katletmekle suçladı, Pentagon Irak’ın istikrarı için Mehdi Ordusu’nu en büyük tehdit ilan etti. Sadr iddiaları reddetti.

Sadr’ın popülaritesi 2003 yılı sonrası koalisyon güçlerine karşı başlattığı direnişle arttı. Taraftarlarından bir araya getirdiği 60 bin kişilik Mehdi Ordusu ile ülkenin en büyük ve en kontrol dışı silahlı örgütünü kurdu.

2005 yılında Maliki hükümetini destekledi. Ancak 2006’da Maliki’ye desteğini çekmesinin ardından neredeyse hükümetin düşmesine yol açtı.

2008 YILINDA MİLİSLERİNİ DAĞITTI İRAN’A KAÇTI

Bunun üzerine Irak ve ABD askerlerinin hedefi haline geldi. 2008 yılı Ağustos ayında kalesi Basra’da büyük saldırılara maruz kaldı. Karşı gelemeyeceğini anlayınca silahlı örgütü Mehdi Ordusunu dağıttı, İran’a kaçtı.

Her ne kadar dini eğitim almak için İran’ın Kum şehrine gittiğini duyursa da alttan alta uzaktan Basra’daki etkisini devam ettirdi.

MALİKİ’Yİ YENİDEN DESTEKLEDİ ÜLKEYE DÖNDÜ

Sürgündeyken Mehdi Ordusu’nun yapısını değiştirdi, örgütünü siyasi bir harekete dönüştürüp Muhammedin adını verdi. 2010 seçimlerinde yeniden Maliki ile ittifak ederek mecliste 40 sandalye kazanınca 2011 Ocak ayında Necef’e geri döndü.

Bu süreçte Sadr hareketi sadece ABD askerlerinin ülkeyi terk etmesi için değil politik elitlerin yerine teknokratlar hükümeti kurulması adına mücadele verdi. Popülist yaklaşımları hep dikkat çekti.

Sadr’ın Mehdi Ordusu’nun 2003, 2006, 2007 yıllarında koalisyon güçlerine ciddi zarar vermiş yüzlerce Amerikan askerini öldürmüş olmasına rağmen, ABD, 2014 yılında Sadr’ın milis gücü ‘Barış Tugayları’na IŞİD ile mücadelede hava desteği verdi. Sadr’ın askerleri IŞİD ile mücadele sonrası prensipte Irak ordusuna katılma talebinde bulundu.

SADR’IN BAŞARISI

2016 yılında giderek alevlenen milliyetçi ve popülist söylemleri ile dikkatleri üzerine çekti, halkı meydanlarda topladı. Yolsuzluğun bitmesini, politik elitler yerine teknokratlar hükümeti kurulması taleplerini yineledi.

Arap Baharı’nı destekleyerek kendi dönüşümünü başlatan Sadr Irak’ta oyun kurucu olmak istiyor. Seçim öncesi mezhepler arası bir komite kurarak Irak için ‘milli plan’ geliştirilmesi çabalarıyla farklı görüşten partilere ulaştı. Kurduğu Sairun ittifakı içinde komünistlerden, liberallerden, Sunnilerden, Yezidilerden, laik ve İslamcılardan farklı görüşten grupları bir araya getirdi.

Kendisini yolsuzluk savaşçısı tanımlayan Sadr, Maliki hükümetindeki iki bakanının adı yolsuzluğa bulaştığında istifa etmelerini istemiş, yargıya gidin talimatı vermişti.

Askeri, dini ve siyasi yolların hepsini test etmiş Sadr Irak’ta oluşan yeni tabloda temkinli olmayı tercih ediyor.

POPÜLİST, ÖNGÖRÜLEMEZ, MİLLİYETÇİ

Sadr’ın başarısında Batı işgalini istemeyen Irak halkının desteği kadar, giderek artan yolsuzluk, yoksulluk ve temel hizmetlere ulaşamama da yatıyor.

ABD Başkanı Trump’a benzetilen Sadr, egemen çevre karşıtı, milliyetçi, popülist söylemi ile seçimden birinci çıktı. Trump’ın ‘Önce Amerika’ dediği gibi, Sadr da ‘Önce Irak’ söylemi ile kampanya yürüttü.

Seçim kampanyası boyunca rakiplerini bilgisiz, batının etkisindeki elitler, Irak gündeminden uzak insanlar olarak tanımladı.

Uluslararası ölçekte otoriter popülist liderlerin yükselişi Sadr ile Irak’ta kendisini gösterdi.

Zengin petrol yatakları olan ülkenin milli gelirinden faydalanamayan fakir halk mevcut İbadi yönetimine öfkesini sandıkta gösterdi.

Yüksek petrol gelirine rağmen dünyada en çok yolsuzluğun olduğu ülkelerden biri olan Irak fakirliğin yaygın, kamu hizmetlerinin çok kötü olması ile biliniyor.

ABD’DEN ÇOK TAHRAN TEDİRGİN

Seçim sonuçları açıklandıktan sonra Bağdat’a ilk gelen İran Devrim Muhafizları Komutanı Kasım Süleymani İran’ın desteklediği Şii gruplar ile diğer partiler arasında ittifak kurulması için görüşmelere başladı.

Sadr’ın zaferini ilan etmesi ile taraftarları sokakları doldurdu ve ‘İran dışarı’ sloganları atmaya başladı. Sonuçlar açıklanmadan önce de İran Sadr liderliğinde bir hükümeti kesinlikle kabul etmeyeceklerini deklere etti.

Batı’nın desteklediği Haydar el-İbadi’nin üçüncü gelmesi batıyı şaşırtsa da Mukteda el-Sadr’ın hükümet kurma çalışmalarında kuvvetli ihtimal İbadi ile işbirliğine gideceği beklentisi endişeleri giderdi.

‘KAPSAYICI HÜKÜMET’ SÖZÜ

İlk sonuçlar açıklandığında Sadr hem İbadi’yi hem de İran destekli Amiri’yi ziyaret etmiş, “kapsayıcı bir hükümet” kuracaklarını söylemişti. Sadr’ın zaferini ilk tebrik eden de Haydar el-İbadi oldu.

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi ve Şii lider Mukteda el Sadr

Batı’dan çok İran’ın sonuçlardan endişelenmesinin ardında Sadr’ın geçen sene Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesi ve yakın zamanda görüştüğü büyükelçiler arasında Suudi elçinin olması gösteriliyor.

MALİKİ BÜYÜK YENİLGİYE UĞRADI

Her ne kadar 7000 adayın yarıştığı seçimde eski başbakanlardan Tahran destekli Nuri el Maliki 100 bin oyla en yüksek seçmen desteğini alsa da grubu seçimde en düşük oy alan listelerden.

İbadi’nin seçimlerden ancak 3’ncü çıkabilmesi Washington’da memnuniyetsizlik oluştursa da daha çok İsrail’de ‘ABD Bağdat üzerinde hakimiyetini kaybediyor’ endişelerine yol açtı.

Ancak İbadi’nin yönetimdeyken ABD ve İran arasında yürüttüğü dengeli politika, kurulacak geniş kapsamlı koalisyonda elini güçlendiriyor. Uzmanlar Sadr’ın bunu dikkate alarak hareket edeceği görüşünde.

İBADİ’YE BAĞDAT KAYBETTİRDİ

Kamuoyunda özellikle Bağdat’ta gösterdiği kötü performansın İbadi’ye seçimi kaybettirdiği görüşü hakim. Her ne kadar güvenlik önlemlerini arttırsa ve piyasada hareketliliği sağlasa da kamu hizmetlerinde iyileşme sağlayamaması Bağdat’ta oy kaybettirdi.

2014 seçiminde Bağdat’ta yaklaşık 2.8 milyon kişi oy kullanırken, 2018’de bu sayı 1.8 milyona düştü. Yaklaşık bir milyon kişinin sandığa gitmediği Bağdat’ta oy sayımları bir önceki seçime göre kıyaslandığında Sadr ittifakının aynı oyu aldığı en çok kaybın İbadi’ye giden oylarda olduğu gözüküyor.

SADR’IN NE YAPABİLECEĞİNİ ZAMAN GÖSTERECEK

Katılım düşük olsa da en çok oyu alan Sadr ittifakı Bağdat’ta en çok sandalye çıkaran liste oldu.

Kendisi seçimlere girmeyen Sadr, hayal ettiği ‘milli plan’ı uygulayabilecek mi, geniş tabanlı mezhepler arası katılımcı bir hükümet kurabilecek mi zaman gösterecek. Sonuçların açıklanmasının ardından 90 gün içinde hükümet kurulamazsa Irak yeniden seçime gidecek.

Öte yandan özellikle Türkmenlerin olduğu Kerkük bölgesinde sonuçlara itiraz var. Türkmenler seçimde hile yapıldığını, sandıkların yeniden sayılmasını istiyor.

 

İlginizi çekebilecek diğer haberler