International Press Agency

Kapalıçarşı esnafı: Eskiden omuzlarımız çarpa çarpa yürürdük, 3 yıldır durgunluk var

İstanbul (IPA)– Amerika ile yaşanan Pastör Andrew Brunson krizi sonrası Türkiye’de piyasalar zor günler yaşıyor. Türk Lirası’nın (TL) dolar karşısında rekor düşüşler yaşadığı şu günlerde IPA, “ayaklı borsa” diye bilinen İstanbul Tahtakale ile altın serbest piyasa fiyatlarının belirlendiği Kapalıçarşı’da ekonominin nabzını tuttu.

Tahtakale ve Kapalıçarşı esnafından kimine göre Türkiye’de “ekonomik kriz yok”, kimine göre ise şu günler “iyi günler” ve henüz daha dip görülmedi. 

TEKSTİLCİYDİ İFLAS ETTİ

30 yıl deri tekstili üzerine iş yerinin olduğunu ve iflas ettiğini söyleyen Hakan Kaya, uzun bir süre işsiz kaldığını, sonrasında ise Kapalıçarşı’da lokum ve baharat satan bir iş yerine kısa süreli girdiğini söyledi.

İstanbul Kapalıçarşı, Eminönü (Fotoğraf: IPA)
“1800 LİRAYA ÇALIŞIYORUM, ALLAH TAYYİP’İ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN”

“Allah Arapları başımızdan eksik etmesin! Allah Tayyip’i de başımızdan eksik etmesin!” diyen Kaya, ekonomik krize dair hükümete çözüm önerilerinde bulundu.

Kaya, “Dışarıdan gelen eşyalara yasak getirilsin. İncirlik Üssü kapatılsın. ABD ürünleri yasaklasın. Piyasada bulunan dolar ve euro kaldırılsın. Gelen turistler dövizlerini TL’ye çevirsin.” diye konuştu. Kaya, Türkiye’de krizin olmadığını, içerideki ve dışarıdaki kişilerin özellikle krize destek verdiğini iddia etti.

“ZENGİNİ DEĞİL, KÜÇÜK ESNAFI, HALKI ETKİLEDİ”

Krizin bütün sektörü etkilemediğini söyleyen Kaya, “Zengini etkilemedi. Küçük esnaf, halk etkilendi krizden. Zenginin 10 milyon doları var bankada, dolar bir yükseldikçe parasına para katıyor. Bin 800 liraya çalışıyorum. Zor, hayat bizim ülkemizde çok zor.” dedi.

Kaya, vatandaşın kanının emildiğini söylerken, “Vatandaşın kanını kim emiyor?” sorusunu ise cevapsız bıraktı.

Altın, halı ve hediyelik eşya satışının yapıldığı İstanbul Kapalıçarşı eski hareketliliğinden uzak günler yaşıyor.
“KAPALIÇARŞI’DA OMUZLARIMIZ ÇARPA ÇARPA YÜRÜRDÜK”

Ali Okçu, Tahtakale’de bir kuyumcuda çalışıyor. Okçu, ABD ile tam olarak neden kriz yaşandığını bilmediğini asıl meselenin ise Brunson meselesi olmadığı görüşünde.

Satışlarının uzun zamandır durgun olduğunu ifade eden Okçu, “Sabahtan beri ürünler bana bakıyor, ben ürünlere bakıyorum. Keyfimiz yok. Yarın ne olacak belli değil. Ki keyfimizin olması için paramızın olması gerekiyor. O da yok.” dedi.

“ASGARİ ÜCRETLİ 4 ÇEYREK ALAMIYOR”

Çeyrek altının 400 TL üstünde olduğunu belirten Okçu, hesap makinesini eline alarak küçük bir hesaplama yaptı ve şunları söyledi: “Bin 600 lira asgari ücret. Çeyrek 440 lira. 4 tane çeyrek bile alamıyor bu insanlar. Karınlarını zor doyuruyorlar gerçi.”

Okçu, son 3 yıldır çarşıda durgunluk olduğunu söyledi. Okçu, “Eskiden iğne atsan yere düşmez dedirten kalabalık vardı. Renkli bir kalabalıktı. Omuzlarımız çarpa çarpa yürürdük.” ifadelerini kullandı.

Okçu, Avrupalı turistlerin eskisi kadar gelmediğini, gelen turistlerin ise çoğunlukla lokum, baharat aldıklarını söyledi.

“BÜTÜN PARAYI BETONA YATIRDILAR”

Abdülkadir Ölmez, Kapalıçarşı’da gümüş ve şal satan bir iş yerinde çalışıyor.

Patronları ile birlikte 6 kişinin çalıştığını, gümüş ve şal üzerine satış yaptıklarını ve malların hepsini dışarıdan aldıklarını ifade eden Ölmez, ürünlerini ise Tayland, Çin, Hindistan, Rusya’dan aldıklarını söyledi.

Türkiye’deki bombalı eylemlerden sonra eskisi kadar Avrupalı turistlerin gelmediğini söyleyen Ölmez, Türkiye’yi şu an Arapların kurtardığını söyledi. Kâr oranlarının günden günde düştüğünü aktaran Ölmez, krizde en büyük sebebin Amerika olduğunu söyledi.

“MİLLETİN CEBİNE PARA GİRECEK YATIRIM YAPMADILAR”

Ölmez, “Aslında Amerika’da değil, ama boş verin neyse. Üretim yok. Her şeyi dışarıdan alıyoruz. Yazık bu millete, çok eziyet ediyorlar millete. Bütün paraları betona yatırdılar. Kule üzerine kule diktiler. Yol yapıp durduklarını söylediler. Yol, beton getirisi olmayan bir şey. Üretim getirecek, milletin cebine para girecek yatırım yapmadılar.” diye konuştu.

Ölmez, 3 dolarlık ürünü satmakta zorlandıklarını belirtti.

Kapalıçarşı esnafı işlerden memnun değil
“BUGÜNLER, İYİ GÜNLER”

Mesut Özbay, Abdülkadir’in iş arkadaşı, aynı kuyumcuda çalışıyor.

Abdülkadir’den sonra söze Mesut giriyor. “Yolu parti yapmıyor, devlet yapıyor. Devlet zaten böyle şeyler yapmak zorunda. Milletin gözüne soka soka söyleyip duruyorlar” diyen Özbay, 35 yaşında olduğunu ve 13 yaşından beri Kapalıçarşı’da çalıştığını söyledi.

Bir dokunup bin ah işittiğimiz Özbay ve diğer 4 çalışma arkadaşı daha da kötü günlerin yaşanacağında hem fikir.  

“ÇOCUĞUMUN GELECEĞİ İÇİN ENDİŞELİYİM”

Evli ve bir çocuk babası olan Özbay, çocuğunun geleceği için endişelendiğini kaygılı bakışlarla anlatarak, “Öyle ya da böyle kendimizi kurtardık. Ufakta olsa bir evimiz bir arabamız var. Öyle böyle geçiniyoruz. Ama benim çocuğum en güzel üniversiteyi bile bitirse ne olacağı belli değil. Torpil olmadığı sürece, mülakatta tanıdık olmadığı sürece bir yerde çalışması mümkün değil.” dedi.

“AKP’Lİ OLMADIĞI İÇİN EŞİM HAKİM OLAMADI”

Özbay, özellikle belirtmemi istediği konuyu şu sözlerle aktardı: “Eşim hâkimlik sınavdan 88 puan aldı. Mülakat sınavında eşime kamerasız ortam da ‘AK Partili misin?’ diye sordular. İktidarda olan partiden olmadığın sürece bu ülke de hiçbir şey olamıyorsun maalesef. AKP’li değiliz diye hâkim olamadı eşim. Normalde aldığı puanla Ankara’da hâkim, savcı olarak göreve başlaması gerekiyordu.”

Özbay şöyle devam etti: “Bunu genel olarak anlatıyorum. Bu haksızlığı ben yaşadım. Arkadaşım öğretmenlikte yaşadı bu olayı. Başka bir arkadaşım belediyeye girerken yaşadı. Başka bir arkadaşım muhtarlık seçiminde yaşadı. Her şeyde bunlar var. Ama şimdi biz işi gördük, ben anladım. Arkadaşım öğretmenliği gördü, anladı. Başka bir şey yaşamayan bunu anlamıyor işte. Yüzde 50’si de bunu anlamıyor. İlla yaşamam gerekiyor.”

“FACEBOOK’TA 15 TEMMUZ FOTOĞRAFIN VAR MI?”

Sosyal medya hesabına göre insanların ayrıştırılmasının doğru olmadığını kaydeden Özbay, “Üyeliğiniz var mı diye soruyor. Böyle bir saçmalık mı var? Hadi üye olalım diyoruz. 10 senelik üyelik istiyoruz diyorlar. Facebook’ta 15 Temmuz’da fotoğrafın var mı? diyorlar. Ya böyle bir saçmalık mı olur. AK Parti öyle bir izlenim vermiş ki, AK Parti giderse Türkiye çökecek. Zaten yüzde 50’nin yüzde 30’ u bu yüzden oy veriyor.” dedi.

“BASIN YOLUYLA GERÇEKLERİ ÖĞRENEMİYORUZ”

İnsanların basın yoluyla gerçekleri öğrenmesinin engellendiğini vurgulayan Özbay, “ABD çeliğe, alüminyuma vergi koydu. Kimsenin haberi var mı? Yok! Niye yok? Çünkü A Haber izliyor. Bu ve diğer kanalları izlemeyenler gerçeklerin farkına varıyorlar. Açıyorum A Haber de aynı, TRT de aynı, CNN dahi aynı. Önceden muhalefet yapabiliyorlardı. Başka sesleri izleyebiliyorduk. Şu an gerçekleri öğrenemiyoruz biz. Eşim 2 gün önce krizle ilgili twit atanlara dava açmaya başladıkları söyledi.

Ben söyleyemeyecek miyim Facebook’ta; ‘bu papazdan dolayı değil, Tayyip’ten dolayı.’ diye. Yemin ediyorum size 2 gün sonra gelirler alırlar beni buradan. Bunu söyleyemiyorum ben. Amerika’da Trump geçerken vatandaş orta parmağını gösteriyor. Hiçbir şey yapılmıyor. Düşünsenize aynı şeyin Türkiye’de olduğunu. Hangisi özgür ülke? Özgür ülke gibi gösteriyorlar ama hiçbir şekilde özgür değiliz. Okuyoruz, araştırıyoruz. Turistler ile konuşuyoruz. Yabancı ülkede yaşayan arkadaşlarımız var. Biz biraz daha hızlı uyandık. Uyanamayanlar devam ediyor.”

‘TÜRK LİRASI İLE ALDIĞIMIZ ÜRÜN YOK’

İş yeri sahibinin kendilerinden daha az para kazandığını ifade eden Özbay, “Çünkü bu dükkandaki her şey dolar ile alınıyor. 3 katlı dükkân burası ve 1 milyonluk sermaye var. TL ile aldığımız ürün yok. Benim kâr oranım yüzde 40, yüzde 50 düştü zaten. 18 dolara aldığımız ipek şal var. Biz şalı 150 ile 130 arasında satıyorduk. Şu anda sermayesi 117 lira. Ben nasıl satacağım aynı paraya.

Benim Türk müşterilerim var. Geliyor, 200 TL diyorum, almadan geri gidiyor. Dolar insin ondan sonra ineyim. Çünkü ben şala 150 vermişim bundan 3 ay önce. Ben bu şalı 18 liradan alsaydım yine 18 liradan verecektim. Alış lira, veriş lira. Türkiyede şalı üreten, gümüşü üreten yok. Bize de dolarla satıyorlar. Türkiyede üreten yok. Ufak firmaları zaten bitirdiler. Şu an Avrupalı gelmiyor. Nedeni bütün Avrupa ile kavgalıyız şu an. Bir Amerikalı niye gelsin Türkiye’ye?” diye konuştu.

“İNSANLARI AÇLIKLA TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR” 

Volkan İplik, aynı işyerindeki bir başka çalışan. Evli ve bir çocuk babası olan İplik, bekçilik için girdiği sınavda kendisine AKP’li olup olmadığının sorulduğunu belirtti.

İplik, “Torpil çok etkili. Bekçilik sınavı vardı devletin. En basiti bekçilik sınavı. Kazandım. Bana zarf gönderdiler yetersiz diye. Ben tekrar sınava girdiğim yere gittim. Orada bir polis memuru bana dedi ki, ‘Ne oldu seçilebildin mi?’, ‘yok dedim, elenmişim’, polis, ‘amcan ya da dayın var mı AK Partiden? Amcan dayın olmazsa işin zor’ dedi. Olmazsın. Gerçekten de elediler. Yedekler arasına koymuşlar o puanla.” dedi.

“FATİH’TE HERKES ERDOĞANCI, MERCEDES’E, PASSAT’A BİNİYORLAR”

İplik, Cumhurbaşkanlı seçimlerinde AKP’ye oy vermiş bir isim. İş yerindeki arkadaşlarının “oyunu verme” ısrarına rağmen, AKP’ye oy verdiğini, bekçilik sınavında yaşadığı haksızlıktan dolayı bir daha AKP’ye oy vermeyeceğini söyledi.

O anda herkes kahkahalar atarak, “O kadar ısrar ettik verme diye koşa koşa gidip AK Partiye oy verdi.” dedi. “Nerden bileydim.” dercesine kafasını sallayan İplik, herkesin her şeyi artık fark ettiğini, insanların para ve gücün yanında olduğunu söyledi.

İplik, “Bizim desteklediğimiz yönleri de var. Eleştirdiğimiz yönleri de var. Örneğin Fatih. Herkes orada Tayyipçi. En gencinden en yaşlısına kadar Mercedes ve Passatlar’a biniyorlar. Biz niye binemiyoruz? Bu insanlar o Mercedes alacak kadar paraları kazanırken biz niye kazanamıyoruz? Biz de sabah 8, akşam 8 çalışıyoruz. İnan yeri geliyor yemek yemeğe vaktim olmuyor.” şeklinde konuştu. 

İstanbul Kapalıçarşı eski günlerine kıyasla çok daha az sayıda müşterinin geldiği bir yer oldu.
“SADECE ARAP TURİSTLER DEĞİL, AVRUPALILAR DA GELMELİ”

“Siz niçin paranın ve gücün yanında olmayı tercih etmediniz?” sorusuna İplik şu cevabı veriyor: “Ben karar ve düşüncelerime kendim karar verebilirim. Başımda bir çoban olmasına gerek yok. Onun dediğini yap şunun dediğini yap gerek yok.  Kendi dediğimi yapmak varken neden çobanın dediğini yapayım ki? Koyun değiliz!”

A Plus dedikleri Arapların artık gelmediğini, Fransa’daki evlerinde olmayı tercih ettiklerini ifade eden İplik, esnafın cebini sadece Arap turistlerin değil, Avrupalılar ve Amerikalıların doldurabileceğini söyledi.

Bir an önce ekonomik ve siyasi krizden kurtulmayı temenni eden İplik ve çalışma arkadaşları krizin büyümemesi yönünde adımlar atılması çağrısında bulundu.

İhtiyaç kredisine 36 ay sınırı

 

İlginizi çekebilecek diğer haberler