International Press Agency

Şiir gibi bir ömür: Turgut Uyar

“Ağustos 22

Dediler ustan ölmüş

Çok gülünçsün Azrail

Turgut Uyar ölür mü?”

                            Ferhan Şensoy

Bugün(çarşamba) edebiyatımızın yapı taşlarından, İkinci Yeni şiirinin önemli isimlerinden biri olan şair Turgut Uyar’ın ölümünün 33 yılı. Ünlü şair sevilen dizeleriyle anılıyor. Toplum hafızasında aynı gökyüzünü paylaşmanın mimarı olarak kazınan şair, naif ve duygusal kişiliğiyle kendini yeni nesillere de sevdirmeye devam ediyor.

Peki Turgut Uyar kimdir? Onu şiire kazandıran, edebiyatla içselleştiren olaylar nelerdir? Gelin hep birlikte şairi daha yakından tanıyalım.

BABA ÖZLEMİYLE GEÇEN ÇOCUKLUK YILLARI

Turgut Uyar 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Babası Hayri Bey orduda görevli bir harita subayıdır. Babasının çeşitli görevlerden dolayı evden uzun süre ayrı kalması, şairin babasına duyduğu özlem ruh dünyasında şiire atılan ilk adımlardır. Haşr çocukluğunu anlatırken şu ifadeleri kullanır. Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem: ‘Yapma oğlum’ derdi ona, ‘O, içli bir çocuk’”.

EĞİTİM HAYATI

Turgut, Edirnekapı’daki Hırka-i Şerif İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı ve Beşinci İlkokul’da ilköğretimini tamamladı. Bundan sonrasında maddi güçlükler yüzünden eğitimine askeri okullarda devam etti. Babasına kavuştu diye sevinen bir çocukken bu sefer uzaklara gitme sırası ona gelmişti. Turgut, Konya’ya askeri okula gitti. Sonraki durağı da Bursa Işıklar Lisesi oldu. İki yıl da Askeri Memurlar Okulu’na gitti. Uyar, eğitim hayatından mutsuz olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir: “Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan çocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının, hatta somut başkalarının değil de, hiç kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve çoğu zaman saçma bulduğumuz bir şeyler yaşamak…”

Ortaokul ve lise yıllarını dayanılır kılan belki de tek şey şiirdi.  Bu yıllarda nerdeyse günde üç beş şiir ve bir roman yazmıştır.

1949’da ilk şiir kitabını yayınladıktan sonra 1958’de orduyu bıraktı. Bu tarihten bir yıl sonra yayımlanan “Dünyanın En Güzel Arabistanı” kitabıyla Uyar, hem ikinci yeninin hem de kendi şiirinin özünün kapısını araladı.

Annesinin isteği üzerine Yozdan Hanımla evlendi. Bu evlilikten 3 çocuğu dünyaya geldi. Fakat aşk adamı olan Turgut Uyar’ın evliliği 1966’da sona erdi.

“YÜREĞİNİN BOZUK SAAT” OLMA SEBEBİ TOMRİS UYAR
Turgut ve Tomris Uyar

1969 yılında şair, saatlerce sohbet edebildiği, şiir üzerine mektuplaştığı Tomris Gedik ile evlendi. Tomris Uyar’a olan aşkını anlattığı dizeler hepimizin kalbine işlendi.

Herkes seni sen zanneder.

Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile..
Seni ben geçerken,
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ”O” geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

GÖĞE BAKMA DURAĞI

“…

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi, ağaçlar gibi

Sularım ısınsın diye bakıyorum, ısınıyor

Seni aldım, bu sunturlu yere getirdim

Sayısız penceren vardı, bir bir kapattım

Bana dönesin diye bir bir kapattım

Şimdi otobüs gelir, biner gideriz

Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin

Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

Durma kendini hatırlat

Durma göğe bakalım”

Turgut Uyarı anarken bu şiire değinmeden geçemeyiz. “Göğe Bakma Durağı”  şair için bir dönüm noktası oldu. Kullandığı dil, yeni imgeler ve modernist bir yaklaşım içeriyordu.

TARİH 22 AĞUSTOS 1985

Turgut, ömrünün son demlerini yaşadığını hissediyordu, inzivaya çekildi. Alkol alışkanlığının hediyesi, “siroz”du. Hastaneye gitse bu teşhisle birçok şeyin elinden alınacağını bildiğinden erteleyebildiği kadar erteledi, ama sonunda Tomris Uyar’ın ısrarlarına dayanamadı ve siroz teşhisini doktorlardan duydu.

Hastalık onu güçsüz düşürdü, mücadele edemedi ve 22 Ağustos 1985’te şiirlerini miras bırakarak aramızdan ayrıldı. İyi ki bu dünyadan, edebiyatımızdan bir Turgut Uyar geçti.

İlginizi çekebilecek diğer haberler