International Press Agency

Türk şiirinin “Uç beyi” İlhan Berk

İkinci yeni akımının öncülerinden olan, Türk şiirine modern bir anlayış getiren, aşkın ve imgelerin şairi İlhan Berk ölümünün onuncu yılında anılıyor.

Ünlü şair, Türk şiirine hâkimiyetinin yanı sıra yeniliklere her zaman açık olmuş, şiire yeni bir soluk getirmişti. Türk şiirinin lokomotifi olma özelliğini Behçet Necatigil, “Şiirimizin uç beyi” şeklinde nitelemişti. İmge dünyası çok geniş olan şairin şiirleri birçok dile çevrildi.

RIMBAUD VE POUND’I TÜRKÇEYE KAZANDIRDI

Aynı zamanda İlhan Berk’in yaptığı çevirilerle Türk edebiyatı Arthur Rimbaud ve Ezra Pound gibi şairlerle tanıştı.

18 Kasım 1918’de Manisa’da doğan şair, 1935 yılında ilk şiir kitabını yayınladı. Gazi Eşitim Enstitüsü’nden mezun olan Berk, Anadolu’nun çeşitli illerinde öğretmenlik yaptı.

1953 yılında Yenilik dergisinde yayımladığı “Saint Antoine’ın Güvercinleri”, İkinci Yeni adını alacak şiir akımının ilk işaretlerinden birisi oldu. Bu şiirle beraber “söze dayalı” şiir anlayışını reddetti ve gerçekçi şiirden uzaklaştı.

Şiirin düz yazıdan farklı olan kaynağını derinlemesine inceleyerek özgün bir dil tutumu geliştirdi. İlhan Berk şiir, deneme, çeviri ve antoloji türünde pek çok esere imza atmıştı.

Şair İlhan Berk, ölümünün onuncu yılında anılıyor.
“MUTLU İNSAN YAZMAZ”

Turgut Uyar’ın deyişiyle “Yeryüzünde şiir diye bir şey olmasa bile onu icat edebilecek” bir şairdi İlhan Berk.

Cemal Süreyya ise “Yazının fena tutsağı”olarak betimledi onu.

Yazma eylemini “Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz” diye açıklayan Berk, yazmayı hep varoluşsal bir mesele olarak gördü.

YENİ NESİLE MİRAS ŞİİR

İmgeleriyle, aşka, doğaya, mitolojiye getirdiği farklı bakış açılarıyla  günümüz gençlerinin de ilgi odağı olan şair, bugün Twitter’da şiirleriyle, düşünceleriyle anılıyor.

İlhan Berk.

28 Ağustos 2018’te Bodrum’da hayata gözlerini yuman şairin, Türk edebiyatına bıraktığı miras nesilden nesile aktarılmaya devam edecek.

Berk’in üç şiirini sizin için derledik:

GÜNEŞİ YAKANLARIN SELAMI

Bir zevk duyulmaz oldu, buranın rüzgârlarından
Hayat soldu bir günün enginlerinde yine.
Selâm! Sonsuzların yorgun gönüllerine
Selâm: Güneşi içeren çocukların diyarından! …

Bir ateş yakalım ki geçmesin hatta bir an
Ve sussun kurtlar, kuşlar bir gök gürültüsüyle;
Bir ateş yakalım ki, tutuşsun gökler bile
Ve Güneş içilsin o gün, kızıl çanaklardan! …

Varsın eskisin sesim kaybetsin ahengini
Geceler kıskanmasın aydınlığa süsünü.
Donatsın sonsuzluklar gibi gurubun rengini
Söylesin ve uzaklar baharın türküsünü…

Neler, neler beklenmez nihayetsiz bir yerden
Güneşi içelim mor şafaklar gecesinden.
Selâm! Sonsuzluklara, hasretli gönüllerden,
Selâm, güneşi, göğü yakanlar bahçesinde! …

ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM

Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut almış başını gidiyordu görüyordum

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün

Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün

Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum

Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun

BALAD

Ben böyle bir deniz görmedim ne kadar seni düşündüm
Gittim ne kadar bilmezsiniz ne türlü karanlık
Baktım ki biri yok o kentlerin, hiç olmamışlar gördüm
S bir kadın balkonunda baksam ne zaman olurdu
E sesinde yüzlerce trenler yürüdü Galile’de
Sizi bilmem ben galiba olmadım o dünyalarda
Salt bir it karalık akşam üstü denizlere doğru
Durmuş nasıl bu gökle bu yalnızlıklar yaşamada
Ne yaşanmışsa görmemişiz yaşanmış o kentlerde
Gittik gittik bizi bu surlar tuttu böyle kaldık.
Böyle güneşlere bayılıyorum çok güneşlere
Hafif otlar yürüyor evlere pis İstanbul’lara
Şey ile şeysiz geçiyorum o kapanık güneşlerde
Siz bir durma benim karanlığımı yadsıyorsunuz
Sokağa çıkmayın diyorum çıkmayın duymuyor musunuz
Benimle gelen o büyük sıkıntıdan gelenlerdi
Ta Galile içlerinden yürüyerek gelmişlerdi
Biriniz beni görmediniz ne kadar bağırdımsa
Denizler baktığın tüm o denizler gösterdi bana
Bir yalnızlık yeryüzündeki kapılar, bir o gördüm.

İlginizi çekebilecek diğer haberler