International Press Agency

Steven Cook: Uluslararası eşkıyalığın mutlak kaidesizlikle birleştiği bir çağ yaşıyoruz

ABD’li düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi (CFR) uzmanı Steven Cook, Foreign Policy (FP) dergisi için, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kayboluşuna ve sonrasında basında yer alan iddialardaki tuhaflıklara dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Cook, Kaşıkçı’nın ortadan kayboluşunun görünenden daha garip olabileceğini, gerçeklerin anlatılanlar gibi olmayabileceğine, iddia sahibi ülkelerin güvenilirlik karnesinin çok kötü olmasına vurgu yaparak, paylaşılan bilgilere dikkatle yaklaşılması gerektiğini ifade etti.

Steven Cook’un FP için kaleme aldığı o yazı:

KAŞIKÇI’NIN KAYBOLMASI BİLİNENDEN DAHA GARİP OLABİLİR

“Dünyada ne oluyor? Aslında, ne olduğu değil…?

Konu bugünlerde Suudi Arabistan’a geldiğinde, işler daha acayip, daha çirkin olamazdı. Geçen yıl kasım ayında, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Lübnan Başbakanı Hariri’yi, rehin alındığı belli olan Riyad’daki televizyon yayını ile istifa etmeye zorladı. Aynı zamanda Suudi yetkililer üst düzey yaklaşık 400 kişiyi yolsuzluk iddiasıyla gözaltına aldı ve Ritz-Carlton oteline doldurdu. Gözaltındakilerin mali varlıklarının büyük oranını bir nevi silkeleme yapıp aldıktan sonra ancak onları serbest bıraktı.

Bahar ve yaz aylarında, on yıllardır yürürlükte olan kadınların araba kullanma yasağı haziran ayında kalkmasına rağmen, yasağın kalkmasını savunan kadın aktivistleri tutukladı ve onları hain ilan etti. Ağustos ayında, Kanada’nın, Riyad yönetiminin muhaliflere yönelik tutumunu eleştiren tweeti sonrası, Kanada ile ipleri attı, öğrencileri geri çekti. Kanada hastanelerinde tedavi olan hastaları başka ülkelere yönlendirdi, uçuşları iptal etti. Tüm bu yaşananların temelinde Yemen’de devam eden yanlış planlanmış savaş vardı.

Ve şimdi, bir zamanlar Suudi prens ve yöneticilerin üst düzey güvenilir adamı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, ortadan kayboldu. 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’na girdikten sonra kendisini gören de olmadı, duyan da. Türkler, Suudi bir infaz timi tarafından konsolosluk içinde  öldürüldüğünü, cesedinin parçalara ayrılarak kutularla götürüldüğünü söylüyor. Suudiler bu tüyler ürpertici hikayeyi saçma diye adlandırıp, Kaşıkçı’nın içeri girdikten kısa süre sonra konsolosluktan ayrıldığını söylüyor.

“REUTERS’IN ZAYIF KAYNAKLI HABERİ”

Reuters’ın zayıf kaynaklı haberi ile öldürüldüğü hikayesi gündeme geldikten sonra Kaşıkçı’nın köşe yazdığı Washington Post ve The New York Times benzer iddiaları başlıklarına taşıdı ve ardından sosyal medyada bir curcuna başladı.

TWITTER KİN VE ÖFKE MEYDANINA DÖNDÜ

Twitter korkuya kapılmış ve öfkeli gazeteciler, Suudilerin cinayetlerini peşi sıra anlatan analistler, hesap vermeye çağıran politikacılar, muhtemelen şehit olmuş bir eleştirmenin arkasından zafer nidaları atan ağlak aktivistler, Türk bir kadınla evlenmek üzereyken Kaşıkçı’nın çekindiğini ve geri adım attığını söyleyen Suudiler ve AKP’nin provokatörleri ile isimsiz “Türk güvenlik kaynakları”nın iddialarına dikkatle yaklaşılması gerektiğini söyleyen az sayıda  sesle ışıl ışıldı. Dışa vuran bir kin ve sürekli üstünlük sağlama girişimleri Twitter’da bile belli oldu.

“KAŞIKÇI’YA NE OLDU?” SORUSU HÂLÂ CEVAPSIZ

Ancak en önemli soru cevapsız kalmıştı: Cemal Kaşıkçı’ya ne oldu? Öyle görünüyor ki konsolosluğu hiç terk etmedi. Suudilerin, “kameralar bozuktu” diyerek çıktığını ispatlayamaması adeta, “ödevimi köpek yedi” bahanesi gibi bir açıklama oldu. Eğer gerçekten ölmedi ve gelinden kaçan bir damat ise birileri mutlaka kendisini bir yerlerde görmeliydi. Kredi kartı hareketliliği, ATM’den para çekme veya İstanbul’da havalimanından çıkarken kameralara yansımış bir foto.

“AA’NIN NETAMELİ HABERLERİ”

Türklere gelince, bunun önceden planlanmış bir cinayet olduğunu söylüyorlar ancak ortaya koydukları tek bir delil yok. Çoğu zaman doğrularla problemi olan devletin sahibi olduğu Anadolu Ajansı, netameli haberlerle 15 kişilik Suudi infaz timinin iki özel jetle İstanbul’a geldiğini, Kaşıkçı’nın konsoloslukta kaybolduğu zaman onların da orada olduğunu ve 2 Ekim’de İstanbul’dan ayrıldıklarını duyurdu. Basındaki haberlere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar günü sert bir tutum sergileyene kadar  bu iddialardan uzak durdu.

Ya alışık olmadık şekilde diplomatik davrandı veya Türkler şüphelendi. Ancak ellerinde Suudilerin yanlış bir iş yaptığını gösterecek delil çok az.

Türk güvenlik yetkilisi: Kaşıkçı, ‘Pulp Fiction’ filmindeki gibi öldürüldü

KİM BU HATİCE CENGİZ?

Öte yandan can güvenliği korkusuyla ABD’de yaşayan Suudi gazetecinin İstanbul’daki Suudi konsolosluğunu iki kere sorunsuz şekilde ziyaret etmiş olması da tuhaf görünüyor. Basında yer alan iddialara göre Kaşıkçı 36 yaşındaki Türk vatandaşı Hatice Cengiz ile evlenmek için resmen evli olmadığına dair belge almak için konsolosluğa gitmişti. Bu iddiayı daha da garipleştiren Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’daki oğlunun, Hatice Cengiz’i ve babası ile evleneceğine dair hiç bir şey bilmediğini söylediği S. Arabistan basınındaki haberler oldu. Tabii ki Kaşıkçı’nın oğlunun Riyad’ın baskısı altında böyle bir şey söylemiş olması göz ardı edilemez.

YASİN AKTAY ERDOĞAN İÇİN SORUN GİDERİCİ BİRİ OLDU

Katar ve müttefikleri için çoktan paranoyak olmuş Suudi yetkililer, Kaşıkçı’nın nişanlısı ve bağlantıda olduğu iddia edilen Erdoğan’ın yakın halkasından Yasin Aktay’a şüpheyle yaklaşıyor. Aktay, Kaşıkçı’nın arkadaşı ve AKP danışmanı olarak basında lanse edildi, ancak kendisi bundan çok daha fazlası. Aktay, Erdoğan için sorun çözücü birisi oldu. Ayrıca, Cengiz’in Twitter paylaşımlarından Suudi Arabistan yönetimine muhalif kişileri, Katar fonları ile beslenen Kaşıkçı’nın sempati duyduğu yapıları ve AKP’yi takip ettiği ortaya çıkıyor.

“HER ŞEY SPEKÜLASYON, TEK GERÇEK KAŞIKÇI’DAN HABER ALINAMAMASI”

Şimdiye kadar Kaşıkçı ile ilgili söylenen her şey aslında spekülasyondan ibaret. Bilinen tek doğru, bir haftadan fazladır Kaşıkçı’yı gören kimsenin olmadığı. Ölmüş olabileceği düşünülüyor.

“TÜRKİYE’DEN GELEN HABERLERE DİKKAT”

Bu sahneden çıkarılabilecek dersler var mı? Sadece bir kaç tane. Görünen o ki çoğu kişi Türk güvenlik kaynaklarının  ortaya attığı versiyona inanmak istiyor. Ancak bu iddialar kanıtlarla desteklenmiş olmamasına rağmen çok çabuk kabul edildi. Bu iddiaların doğru olmayacağı anlamına gelmiyor. Fakat Türkiye basın özgürlüğü standartlarının çok kötü olduğu bir ülke. Ülkenin liderleri ve destekçileri dezenformasyonu bir tür siyasi strateji ve dış ilişkiler aracı olarak görüyor.

Türkler yalan söylemeye meyil etmeseler bile onlardan sızan bilgiler üzerine Kaşıkçı’nın akıbeti üzerine bir şeyler yazıp söylemeden önce köşe yazarları ve yorumcular hassas olmalı.

SUUDİLER KENDİLERİNE “NİÇİN TÜRKLER’DEN DAHA AZ GÜVENİLİR OLDUKLARINI” SORMALI

İkinci olarak, Suudiler kendilerine, “niçin  Türkler’den daha az güvenilir olduklarını” sormalı. Bu olayda kendilerinden başka herkesi suçlayan Suudiler için Kaşıkçı’nın kaybolması, Suudilerin farklı açıklamalar getirdiği ancak çoğunluğunda kollektif kabul görmeyen garip olaylar serisi listesine eklenen son örnek oldu. Suudi Arabistan ne yaparsa yapsın, onları hep eleştiren adanmış Suudi kritikleri de yok değil, ancak onların makûl olanlarına bile göre Suudlar masum gözükmüyor çünkü hikayelerini üst üste koyduğun zaman sonuçta onların suçlu olması gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Çoğuna göre Suudiler birer soğukkanlı katiller ve Muhammed bin Selman insancıl değil, aksine Saddam Hüseyin kalıbından çıkmış bir despot.

“ÖZELLİKLE GAZETECİLER CAN GÜVENLİKLERİ İÇİN KORKMALI”

Son olarak, en acısı gazeteciler, akademisyenler, muhalifler, eleştirenler can güvenlikleri için korkmalılar. Hükümetler bu kesimleri her zaman hedef almıştır, ancak şimdilerde daha tehlikeli bir durum var, özellikle gazeteciler için.

PUTİN…

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hoşuna gitmeyen insanların; St. Petersburg sokaklarında, Washington otellerinde, küçük İngiltere kentlerinde ve her yerde öldürülmesini emrediyor.

ERDOĞAN…

Dünyada en çok gazeteci hapseden Türkiye, din adamı Fethullah Gülen’in takipçilerini Asya’da, Avrupa’da kaçırıyor. Kaşıkçı’nın  kaybolmasından kısa süre önce Erdoğan’ın yakın danışmanlarından (İ.Kalın) biri operasyonların küresel boyutta genişleyeceğini söyledi.

Kosova, Ukrayna şimdi de Moldova: 6 Türk eğitimci sınır dışı edilmek üzere gözaltına alındı

SİSİ…

Gazetecileri hapsetmekle kötü nam salmış bir başka ülke Mısır, rejime muhalif sayısı bilinmeyen kaç kişiyi içeri attı, İtalyan üniversite öğrencisinin vahşice öldürülmesinin sorumlusu oldu ve 2013 Ağustos ayında Kahire’nin bir mahallesinde bir sabah vakti en az 800 kişiyi katletti.

ÇİN…

Çin, vatandaşı olan Interpol Başkanı’nı ortadan kaybetti ve milyonlarca kişiyi toplama kamplarına aldı.

SUUDİLERİN YAPTIKLARI MUHTEMELEN YANLARINA KÂR KALACAK

Ve şimdi de Suudiler cinayetle suçlanıyor. Eğer yapmışlarsa, muhtemelen yaptıkları yanlarına kâr kalacak. Twitter’da, Washington Post veya The New York Times baş yazılarında olmasa da, önemli olan Beyaz Saray’da aklanacaklar.

Bizimkisi uluslararası eşkıyalığın kaidelerin mutlak yokluğuyla birleştiği bir dönem.

Bu durum herkesi hedef haline getiriyor.

Kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı kim?

İlginizi çekebilecek diğer haberler