International Press Agency

“Türkiye henüz ekonomik krizin başında”

Uluslararası Ekonomi Peterson Enstitüsü uzmanlarından Jacob Kirkegaard, Türkiye ekonomisi için hükümet yetkililerinin aksine karamsar bir tablo çizdi. Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı enflasyonla mücadele planının sorunu çözmeye yetmeyeceğini savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye ekonomik krizde en kötüsünü geride bıraktı.” görüşüne de katılmayan Kirkegaard’a göre tam aksine Türkiye ekonomik krizin henüz başında.

“İŞ YERLERİ KAPANACAK, İFLASLAR OLACAK”

Amerika’nın Sesi (VOA) Türkçe’nin sorularını cevaplayan Jacob Kirkegaard, Türkiye ekonomisi için öngörülerini şöyle sıraladı:

“Türkiye bana kalırsa uzun sürecek bir yüksek enflasyonla karşı karşıya. Enerji ve gıda tedariğini önemli ölçüde dışardan karşılayan bir ülkede döviz kuru yükseldiğinde olan bu. Bu durum tüketiciye de yansıyor. Bu da orta sınıf Türkler için ekonomik sıkıntı demek.
Bence krizin henüz başındayız. Önümüzdeki dönemde beklenmedik şeyler olabilir. Türk lirası önemli ölçüde değer kazanmadıkça, iş yerleri kapanacak, borç ödeme zamanı geldiğinde iflas edenler olacak. Bu söylediğim bazı Türk bankaları için de geçerli.”

Uluslararası Ekonomi Peterson Enstitüsü uzmanlarından Jacob Kirkegaard.
“EN VATANSEVER ESNAF BİLE ZARARINA SATIŞ YAPMAZ”

Jacob Kirkegaard, güç kullanarak enflasyon sepetindeki ürünlerde yüzde 10 indirim yapılması ve zabıta denetimleriyle krizin çözülemeyeceğini ifade etti. Bu tür politikaların benimsenmesini ‘çaresizlik’ diye değerlendiren Kirkegaard, “İşe yarayacağını sanmıyorum. İşe yararsa da bu pek çok iş yerinin iflas etmesi anlamına gelecek. En vatansever esnafın bile malını satın aldığı fiyattan daha azına satabilmesi zor. Ya da bu malları artık satın almazlar, müşterilerine de satamazlar. O zaman da iş kaybı olur. Bunun sonucu ise ekonomik krizin daha da derinleşmesi.” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN KRİZİ AŞMASI İÇİN IMF’YE GİTMESİ GEREK” 

Kirkegaard, krizden çıkış yolu olarak da IMF’yi görüyor. Türkiye’nin kısa ve orta vadede sorunları aşması için IMF’in kapısını çalması gerektiğini savunan Kirkegaard, “Ancak bu şekilde uluslararası yatırımcının güveni yeniden tesis edilebilir. IMF de tabii bunun karşılığında çok şey isteyecek.

Bunlar da Erdoğan hükümetinin uyguladığı ekonomik politikaların ana unsurlarıyla uyuşmayan talepler olacak. IMF’in desteğini almak için de ana paydaşlar yani Amerika ve Avrupa Birliği ile iyi ilişki içinde olmak gerekecek. Pakistan’ın yaptığı gibi Türkiye’nin de IMF’e gitmesi lazım.”

“TRUMP’UN TAVRI ERDOĞAN’A ZAMAN KAZANDIRIYOR” 

IMF ile masaya oturmanın siyasi bedeli olacağını hatırlatan Kirkegaard, şöyle devam etti: “Bugüne kadar Erdoğan’ın bu bedeli ödemeye niyetli olduğuna ilişkin bir gösterge yok. Erdoğan siyaseten de Amerika ile gerilimden faydalanıyor.

Trump’ın da pek akıllıca davrandığı söylenemez. Tweetleri ve gümrük vergileri ile Erdoğan’ın bir anlamda Fidel Castro kartını oynamasına yani Türk ekonomisindeki olumsuzluklarda Amerika’yı ve ekonomik savaşı sorumlu göstermesine o da imkan tanımış oldu. Bu yaklaşım Erdoğan’a içeride zaman kazandırıyor ama orta vadeli ekonomik sorunları çözmüyor.”

Erdoğan son noktayı koydu: McKinsey’e hiç gerek yok, biz bize yeteriz

İlginizi çekebilecek diğer haberler