International Press Agency

Merkez Bankası’ndan hükümete ÖTV iması: Mali disiplinden sapma olursa faizleri artırırız

Merkez Bankası (TCMB) enflasyonda kısa vadede düşüş beklemediği gibi risklerin devam ettiğine dikkat çekti. 

TCMB temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarında elektrik ve doğalgaz fiyatlarına üst üste zam yapılmasının Türkiye’de enflasyon beklentilerini değiştirdiğini kaydetti.

“MALİ DİSİPLİNDEN TAVİZ VERİLMEMELİ”

Merkez Bankası vergi indirimlerine gidilmesi ya da kamu harcamalarında artışın devam etmesi, akabinde mali disiplinden sapma olması halinde faiz silahının yine kullanılacağını vurguladı.

Merkez Bankası, temmuz ayında açıklanan raporda yer alan tahmin ile sonrasında gerçekleşen enflasyon arasındaki farkı elektrik-doğalgaz zamları ile izah etti.
FİYATLAMA DAVRANIŞLARI BOZULDU

TCMB’nin 3 ayda bir yayımladığı enflasyon raporunun sonuncusunda “Enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler, fiyatlama davranışlarına dair risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu sebeple talep şartlarındaki zayıflamaya karşılık, birikimli maliyet baskıları ve olası ikincil etkiler kısa vadeli enflasyon görünümünde bir süre daha belirleyici olabilecektir.” değerlendirmesinde bulunuldu. 

MALİYE POLİTİKASI ENFLASYONLA MÜCADELEYE DESTEK VERMİYOR İMASI

Enflasyonun düşmesi için döviz kuru-enflasyon sarmalının kırılması gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Bu amaçla sıkı para politikası uygulamasının yanında güçlü bir politika eşgüdümüne ihtiyaç duyuluyor.” denildi.

Elektrik ve doğalgaz zamlarının enflasyonun yükselttiği belirtilirken, “Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında yapılan ayarlamalar Temmuz Enflasyon Raporu’nda öngörülen oranların üzerinde gerçekleşerek enflasyon üzerinde etkili olmuştur.”

Otomobil ve hafif ticari araç satışları yüzde 76,5 azaldı

MERKEZ BANKASI VERGİ ARTIŞI YERİNE KAMUDA TASARRUFA İŞARET ETTİ

Merkez Bankası, mali disiplin ve sıkı maliye politikasının fiyat istikrarı açısında hayati kıymette olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “Sıkı politika çerçevesinin vergi artışları yolu ile değil, harcamalarda kesinti yoluyla belirlenmiş olması, fiyat istikrarına katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede, ileriye dönük tahminler oluşturulurken, 2019 yılında daha belirgin olmak üzere kamunun iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunun yerini zayıf bir duruşa bıraktığı; buna bağlı olarak harcama ve cari transferlerdeki artış oranlarının azaldığı; kamu kontrolündeki fiyat ve ücretlerin geçmişe endekslemeyi azaltacak şekilde büyük ölçüde enflasyon hedefleri ile uyumlu olarak belirlendiği varsayılmıştır. Enflasyonu düşürmeye ve makroekonomik dengelenme sağlamaya yönelik güçlü politika koordinasyonunun risk primi ve belirsizlik algılamalarını kademeli olarak iyileştireceği öngörülmüştür.” 

TCMB, tüketici fiyatları (TÜFE) ile üretici fiyatları (ÜFE) arasındaki farkın açıldığına dikkat çekti.
RAPOR YAYIMLANDI, BAKAN VERGİ İNDİRİMLERİNİ AÇIKLADI

Sıkı maliye politikasına atıf yapılan raporun yayımlandığı gün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak beyaz eşya, otomotiv ve mobilya sektörlerinde iki aylığına farklı oranlarda Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indirimine gidildiğini açıkladı. Tapu harcının yüzde 4 yerine yüzde 3 olarak uygulanmasına dönük karar 31 Aralık’a kadar uzatıldı. 

Merkez Bankası hükümet cenahında böyle bir adım atılması ihtimalini de göz önünde bulundurmuş. 

TCMB enflasyon raporunda sıkı maliye politikasından taviz verilmesi halinde faiz silahının yine kullanılacağı dile getiriliyor.

MALİYE POLİTİKASINDA SAPMA OLURSA

“Kamu tarafından yönetilen/yönlendirilen fiyat, vergi ve ücret ayarlamalarının, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirleneceği varsayılmıştır. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir.” diyerek yeni bir kur artışına bağlı enflasyon artışına karşı faizlerin daha da artırılacağına dikkat çekiliyor. 

MERKEZ BANKASI’NA GÖRE DEVAM EDEN RİSKLER?
  1.  Fiyatlama davranışı ve beklenti oluşumunda ilave bozulma. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının zayıflaması.
  2. Banka kredilerindeki arz yönlü sıkılaşmanın belirginleşmesi.
  3. Para ve maliye politikası eşgüdümüne (yönetilen/yönlendirilen fiyat, vergi ve ücret politikaları) dair riskler.
  4. Ücret artışlarında geçmişe endekslemenin yükselmesi.
  5. Uluslararası ham petrol fiyatlarının yükselmesi.
  6. Gıda fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi.
ENFLASYON RAPORUNDA YER ALAN BAZI İKAZLAR

Fiyatlama davranışındaki bozulma, finansal koşullardaki sıkılık ve reel sektörün finansal durumu arasındaki etkileşim yakın dönemde enflasyon dinamiklerinde değişime yol açarak enflasyon ve tahmin belirsizliğini yükseltmiştir. 

Firmaların maruz kaldığı birikimli maliyet baskıları ve kârlılıklarındaki düşüş, işletme sermayesi maliyetlerindeki artış da dikkate alındığında, talep kanalının enflasyonu düşürücü etkisinin tarihsel verilerin ima ettiğinden daha sınırlı kalmasına neden olabilecektir. 

Otomotiv ve beyaz eşya satışlarının sert düşmesi ekonomideki durgunluğa işaret ediyor.

Kısa vadede para politikası kararları yeni açıklanacak verilere daha duyarlı olacak ve enflasyon görünümünde değişiklikler tespit edilmesi durumunda para politikası duruşu buna göre uyarlanacaktır.

Küresel para politikaları ve risk iştahındaki gelişmelere bağlı olarak gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını azaltabilecek ve döviz kurundaki oynaklığı besleyecek riskler de mevcuttur. 

Küresel likidite şartları ve risk algılamalarındaki dalgalanmalara bağlı olarak piyasalarda aşırı oynaklık gözlenmesi durumunda, piyasanın ihtiyacı olan döviz likiditesinin zamanında, kontrollü ve etkili bir şekilde sağlanmasına yönelik likidite önlemleri kullanılabilecektir. 

Ayrıca, söz konusu risklerin enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla para politikasında ilave sıkılaşmaya gidilebilecektir.

Enflasyon raporunda fiyat artışlarının temel mallarda daha fazla görülmesi “risk” unsuru olarak ifade edildi.

Kamu tarafından yönetilen/yönlendirilen fiyat, vergi ve ücret ayarlamalarının, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirleneceği varsayılmıştır. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir.

Enflasyondaki belirgin yükselişin 2019 yılı ücret artışlarına yansımaları orta vadeli enflasyon görünümüne dair risk unsurları arasında yer almaktadır.

VERGİ İNDİRİMLERİ İÇİN KİM, NE DEDİ?

Nomura Stratejisti Henrik Gullberg: “Piyasalar bunu Türk hükümetinin daha uzun süreli ve belirgin bir yavaşlamaya izin vermeyeceğine dair bir işaret olarak yorumluyor. Bu da enflasyonu daha makul seviyelere indirmenin daha zor olacağı anlamına geliyor.”

Rabobank Stratejisti Piotr Matys: “Tam da 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden önce yapılan açıklama hükümetin geçmişte olduğu gibi mali teşvikleri sürdüreceğine ilişkin endişeleri tetikleyebilir.”

Garanti Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Tufan Cömert: “Vergi indirimlerinin sinyal etkisi düzenlemenin kendisinden daha fazla.”

TEB Yatırım/BNP Paribas Stratejisti Işık Ökte: “Böyle bir açıklamanın zamanlaması ‘acaba mart seçimleri için teşvikler mi başladı?’ sorusunu gündeme getiriyor.”

Bakan Albayrak açıkladı: 6 kalemde vergi indirimi var

İlginizi çekebilecek diğer haberler